???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

24 Ocak 2015 Cumartesi

MİMDİR MİM -14- : 2014 Mimi

Sevgili Sultan'ın 2014 mimi ile karşınızdayım. (: Mim için Sulti'ye çok teşekkür ediyorum çünkü benim gibi sıfır hafıza birinin bile anılarını güncellettin. ((:
2014 Mimi
2014 Yılı;

1- 2014 Yılını nasıl tarif edersin?
2015'ten bir öncesi, 2013'ten bir sonrası yani özel bir anlam yükleyemedim maalesef. (:
2- Uzun zamandır yapmadığın ve tekrar başladığın neydi?
Blog yazmak :p
3- Hayatında ilk kez yaptığın neydi?
Doktoraya başladım, sayılır mı? (:
4- Kilo aldın mı/verdin mi?
Benim durumum biraz al gülüm ver gülüm, standardı tutturuyorum ama çok şükür bi' şekilde :p
5- Saçlarını uzattın mı/kısalttın mı?
Uzattım ama az (:
6- Kozmetik ve bakım için daha çok mu yoksa daha az mı para harcadın?
Çok harcamadım, makyaj yapmadığım için biraz şanslıyım (:
7- En fazla gelen cep telefonu faturan?
Faturam aynı benim tarifemi değiştirmedim. :p
8- Yaptığın tatil?
2015 daha çok tatil yapabilirim umarım, tüm iznimi kullanmama rağmen dönüp baktığımda sanki hiç tatil yapmamışım gibi. :((( Yetmiyor bana tatillleeerrrr :'(((
9- Çok alkol içtiğin oldu mu?
Daha önce de söylemiştim alkol yok, sigara yok; eski yeşilaycılardan bi' ben kaldım sanırım (((:
10- Telefonla en çok görüştüğün kişi?
Ailem
11- En güzel anılarından bir tanesi?
Öyle ha! deyince gelmedi aklıma birşey genel olarak yüzümde bi' tebessüm var ama sebebi bilinmez (:
12- Zamanını en çok kiminle geçirdin?
Matematiksel olarak bakarsak illaki iş arkadaşlarımla ama geçirilen zamanın sağladığı faydayı kastediyorsa "en çok" ibaresi kesinlikle ailemle (: Arkadaşlarım arasından da en ama en çok Fırtonyusumla :*
13- En çok dinlediğin şarkı?
Bunu da bilemedim ama 2014'ün son zamanlarında en çok Jessie J, Ariana Grande ve Nicki Minaj'ın Bang Bang şarkısını dinledim.
Bir de The Cardigans'ın Lovefool şarkısını tekrar keşfettim, Coldplay ise benim için hala özel ((:
14- Aklında en çok kalan kitap?
Yok, kalmadı aslında ama 2014 yılında ilk defa Tuna Kiremitçi okudum. "Sonun Geldi Sevgilim". Ben de şaşırdım ama fark ettim ki daha önce hiçbir kitabını okumamışım. Gayet hoş bir romandı, su gibi aktı bitti. (: Neden daha önce okumadığıma hayıflandım...
15- En beğendiğin dizi?
Bundan da daha önce bahsetmiştim, dizi takip edemiyorum çok sıkılıyorum diye ama şöyle bir düşününce sanırım en çok güldüklerimden biri 2 Broke Girls'tü. ((:
16- 2014'te çıkardığın ders?
Şükür, şükür, şükür... Şükretmeyi bilmeli insan...
17-Güzel olay?
İlk aklıma gelen bir akşam apartmanımıza bir sokak kedisinin girmesi oldu, akşam akşam nasıl girmiş, nereden girmiş bilinmez gelmiş bizim kapının önünde miyavlıyordu. Ben de içeri aldım tabi hemen, kedinin eve girdiği andaki o şaşkın ve meraklı hali çok sevimliydi. ((:
18- Berbat olay?
Savaşlar, ölen çocuklar, perişan olan hayatlar... Zor dayanmak gerçekten çok zor, yürek dayanmıyor. :'(((
19- Kendini başarılı hissettiğin olay?
Bu bölümde fonda Eye of The Tiger çalsın olur muuu?! (: Sömestr olmuş, derslerimden geçmişim, ohhh missss daha ne olsun!!! (:
20- İmkanın olsa 2014 yılını yeniden yaşamak ister miydin?
Yok, yarınlar da yarınlar da mutlu olmak var. (((:
21- 2015 hakkında ilk düşündüğün ve hissettiğin?
Soğuk kesinlikle soğuk. Ankara'da yaşayan biri olarak 2015'in bana ilk hissettirdiği şey ayaz oldu maalesef. ((:

Kimleri mimliyorummmm.... Firtonyus, Mimikli Böcek, Beyza Aydın Baser, Havva Peynirci (((:   

15 Ocak 2015 Perşembe

Deep Tone: Sade ve Derin

Sene 2010... Deepblueeagle olarak tanıdım onu ben… Dile kolay yaklaşık 5 sene... İlk olarak ismi dikkatimi çekmişti ama daha sonra insanın okudukça okuyası gelen yazıları, sıcacık - samimi yorumları, her daim nazikliği ve mütevazılığı, bunca zamandır hala aynı çizgide olması sebepleriyle birçoğumuzda olduğu gibi blogcanlar arasında Deep’in yeri benim için de ayrıdır. (:
Uzun bir süre ara verdim blog yazmaya, döndüğümde Deep’i hala yazıyor görmek benim için mutluluk vericiydi. Hatta ve hatta blog yazarlığını bir kitapla taçlandırmış olması kesinlikle takdire şayan, mutluluğun yanında gurur verici bir duyguydu. Her zamanki mütevazılığı sebebiyle benim çok geç haberim oldu bir kitabı olduğundan. Haberim olduğu günden bugüne kadar da hep aklımdaydı onunla ilgili bir şeyler yazmak ama yoğunluğumdan ötürü arada kaynasın istemiyordum. Böyle sakin sakin yazmak istiyordum ve nihayet amacıma ulaşmış bulunmaktayım. (:
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Deep kısa hikayeler yazma konusunda gerçekten çok iyi. (: Bazı hikayeler keşke daha uzun olsa dedirtiyor, tadı damağınızda kalıyor, Türk kahvesi gibi az ama öz. (:
Kitapta 8 ana başlık altında Deep’in alıştığımız blog yazıları tadında yazılar bulunmakta. Hem kitabı biraz geç okumanın vermiş olduğu üzüntü hem de Deep’in kitabını okuyor olmanın heyecanı ile bir çırpıda okuyup bitirdim ama aslında yavaş yavaş, sindire sindire, tane tane okumak daha mantıklı ve keyifli olacaktır. Her yazı başlı başına farklı bir öykü aslında yani hepsini birbirine karıştırmamakta fayda var bence. (:
Benim favori yazılarım arasında Tarçınlı Hayat Silgisi, İyilik Makyajı, Jülyen ve Gülümsek Yaşam var. Genel olarak en sevdiğim bölümler de Gelişim ve Mevsimler sanıyorum. (:
Tatilde, yolculukta, canınız sıkıldığında açıp açıp okuyabileceğiniz güzel bir kitap gerçekten, mutlaka en az bir yazının içerisinde kaybolacaksınız, kendinizden bir parça bulacaksınız ve  hiç bitmesin isteyeceksiniz. ((:
Deep kitabın tekrardan hayırlı, başarıların daim olsun, nice nicelerine inşallah… (:
Kitabın kütüphanemdeki yerini çoktaaaan aldı bile... ;))


8 Ocak 2015 Perşembe

Pamuk Prensesten Hallice

Bazen canım sıkıldığında cevabını çok derinlerde arıyorum, hemen çocukluğuma iniyorum, sebebini buluyorum. (: Lakin sorunu o kadar derinden bulup çıkarıp sonra lönnnkk diye ortada bırakıyorum. En küçükken doktor olmak isterdim, sonra cumhurbaşkanı olmak istedim, ortaokul döneminde psikiyatr olmak istedim hatta psikolog bile olabilirdim, lise döneminde ise diş hekimi... Evet, maymun iştahlıyım biraz. ((: Sonuçta şuan hiç biri de değilim.
Dertlerimi gözümde büyütmedim hayatımın hiçbir evresinde, hep göz ardı ettim, kulak ardı ettim, kendi kendime yettim yetmeye çalıştım. ((:
Daha mini minicikken bile canımı sıkan bir şey olduğunda gizli gizli ağlardım, kimseye söylemezdim, kendi kendime bir şekilde terapi yapardım, mantık çerçevesinde olayı olağanlaştırmaya çalışırdım. Mantıklı, her şeyin farkında bir çocuk olmak da zor azizim... Benim çocuğum bu yüzden ya çok şanslı yada hiçbir şeyi saklayamayacağı için çok şanssız olacak, ne kadar çaktırmamaya çalışsa da mümkün değil illa ki anlarım, can sıkıntısını saklamaya çalışmanın her türlü yolunu biliyorum çünkü. (((:
Dolayısıyla da çevremdeki herkes beni pür neşe sanıyor. Sanki hayatımda hiçbir sorun sıkıntı yok, pamuk prensesten halliceyim. ((: Ama insanız sonuçta mutlaka dert, tasa oluyor yani...
Bilirsiniz, bu meret geldi mi de üst üste gelir hep... Mesela bu meret şu sıralar bana yatıya gelmiş, hiç gitmeye de niyeti yokmuş gibi. Elimi attığım her şey kuruyor, arkadaş. :'((
Ama toplumda sanki benim ve benim gibilerin mutsuz olmaya hakkı yokmuş gibi, herşeye rağmen saf saf gülümseye çalışıyorum hala... Anlayacağınız içim makber çalıyor, dışım roman havası. (:
Bunlar da geçecek biliyorum, Müslüman hiçbir zaman ümidini kaybedemez, kaybetmemeli çünkü ama, bunun aması da olmaz biliyorummm ama, yine de bazen ümit etmek daha çok yorucu oluyor, ümidini kesip herşeye rağmen varolanı kabullenmek daha kolay geliyor. Halbuki bu durum biraz bencillik, biraz sabırsızlık, biraz nankörlük sanıyorum biraz da tembellikten öte geliyor.
Allah istemediği takdirde bir yaprak bile yere düşmez sonuçta... Dolayısıyla ne diyoruz o zaman;
" Mevla görelim neyler,
   Neylerse güzel eyler..."
Güzel günler hepimizin olsun inşallah :*