???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

27 Aralık 2014 Cumartesi

Teori Tamam da Pratik Sıfır

İnsanın sevdiği işi yapması ne kadar da güzel bir duygudur, kim bilir... Üniversiteden mezun olduğum günden beri hep bir arayış içerisindeyim. Ne okuduğum bölümün ne de mesleğimin kişiliğimle, beklentilerimle, ilgi alanlarımla, kısacası hiçbir şeyimle alakası yok... Ve ben yaptığım bir hatayı düzeltmek yerine üzerine gidiyorum, doktora aşamasına kadar geldim. Yaman çelişki bu olsa gerek (((:
6 yıldır kendimi mevcut düzene adapte etmeye çalışmaktansa yeniden sınava girsem belki de şuan istediğim bölümden mezun olup, sevdiğim bir işi yapıyor olacaktım. O iş ne olurdu onu da bilmiyorum sıkılabilitesi yüksek bir insan olarak.
Kader böyle bir şey işte, bazen olaylar o kadar hızlı gelişiyor ve akıp gidiyor ki, kendi hayatıma seyirci kalıyorum sadece, bir türlü müdahale edemiyorum, nasip kısmet olmuyor. Denemedim sanmayın sakın, tam farklı bir şey planlarken mevcutta öyle bir şey oluyor ki takılıp kalıyorum yine, plan mlan hak getire (:
Mevcut konumumu bi' kabullenebilsem var yaaa... Offff!!! Dünyalar benim olacak, ohhh! mis önüme bakabileceğim artık ama yok takılı kalmışım bir kere sektör değiştirmem şaaaart!!!  diye.
İşin en kötü yanı da ne biliyor musun? Özümde taaa derinlerde en derinlerde aslında işimi seviyorum yada şükürsüzlük yapmamak adına sevdiğimi zannediyorum. Bak buna bile karar veremiyorum azizim... Bankacılık sektörü riskli bir sektör ama hangi iş güllük gülistanlık ki... Her mesleğin, her işin kendine göre bir ceremesi var çekene ((:
Mesela bazen böyle deli gibi kitap okumak istersin ya... Ben de öyle olur genelde bir haftada 3-4 kitap bitirir sonra bir süre ara veririm okumaya. Neden? Çünkü vicdanım sızlar, "Roman okuyacağına ders çalış KPSS'ye gir, sonra bana ağlama!!!" Bildiğin kendi başıma statükocu oldum ya ben!!!
Kamuda çalışan arkadaşlarıma bakıyorum, onlarda da sorun var aslında, neyin peşindeyim ben de bilmiyorum ((:
Sanki 4*4'lükmüşüm gibi herşey 4*4'lük olsun istiyorum, olmayacağını bile bile...
Ömür geçiyor, hayatı kafada kurmaktan yaşamaya vakit kalmıyor, anı unutup geleceği planlama peşindeyim. Neden? Çünkü ben pratikte değil teoride zehir gibiyim...

17 Aralık 2014 Çarşamba

Blog Keşif Etkinliği by Sevdicann

Sevgili Sevdicann çok güzel bir etkinlik düzenlemiş Blog Keşif Etkinliği adı altında... Blog dünyası gerçekten garip bir dünya, bir insanı hiç tanımadan sadece onu okuyarak yıllardır tanıdığın hissine kapılabiliyorsun... Blogcanları yani sizleri seviyorum, şimdiye kadar hiç öyle abidik gubidik bir blogcanla karşılaşmadım, herkesin paylaşımları çok samimi, çok sıcak ve çok gerçekçi geliyor bana... Tamamen hayatın içerisinden olduğu o kadar belli ki... Yazan ve okuyan insanın hali başka tabi... (((:
Lafı daha fazla uzatmadan Sevdicann'ın yazısının noktasına, virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyorum...

"Sevgili  Blogger arkadaşlarım iyi ki blog açmışım yoksa bu samimi dünyayı bilemeyecek ve sizleri tanıyamayacaktım.Çok mutluyum inanın sizleri tanıdığım ve bir şeyler paylaştığım için.Yeni bloglarla tanışmak, onların güzel paylaşımlarından haberdar olmak istiyorum ve hepinizin ilgisini çekecek bir etkinlik paylaşıyorum.

 Daha önce pek çok blogda yapıldı ve oldukça da yararlı olduğunu düşünüyorum.

Bu etkinlik sayesinde yeni bloglar keşfediyoruz ve yeni blogger arkadaşlarımıza destek olmuş oluyoruz. Amacına ulaşabilmesi için lütfen sizlerde bloglarınızda duyurmayı ihmal etmeyin. (Özellikle takipçi sayısı fazla olan bloggerlar lütfen ilk günlerinizi hatırlayın ve yayımlayarak destek olun:)))Lütfen!

 Ve etkinliği paylaşıyorum :))
Yapılması gerekenler
Bu postun altına blogunuzun linkini bırakın ve blogunuzun paylaşımları hakkında kısa bir bilgilendirme yazın.
Varsa blogunuza ait facebook,twitter,instagram hesabınızın linkini de bırakabilirsiniz.(İsteğe bağlı)
Etkinlik haberini blogunuzda duyurmanız ulaşacağımız kişi sayısını arttıracaktır. Böylece daha fazla bloggerla tanışmış olacağız ve keşfedilmemiş birçok blogu keşfetme fırsatı elde edeceğiz…

 Yorum yazarken beni bilgilendir seçeneğini seçerek yorumları ve cevapları takip edebilirsiniz.
Bu etkinlikte bende yorum alanındaki tüm blogları takip edeceğim.Sizler de beni takip etmeyi unutmayın ama :)))

Herkes takip ettiği kişinin yorumunun altına takip ettiğini yazarak(yoruma/cevap) ,karşılıklı olarak bloglarımızı takip edip,yeni blog komşularımızla tanışmış olacağız ."


İlgili yazının orjinaline http://sevdicann.blogspot.com.tr/2014/12/blog-kesif-etkinligi.html adresinden ulaşabilirsiniz. ((:


8 Aralık 2014 Pazartesi

Haftasonu Oburu

Hafta sonu bildiğiniz semerimdem boşanmış gibi yemek yiyorum. Normal şartlar altında çok iştahlı biri olduğum söylenemez, evde olmadığım müddetçe yemek yemek aklıma bile gelmez ama evde olduğum zamanlarda evi mutfaktan ibaret olarak görüyorum sanki. Ye, ye, ye sanki kıtlık çıkacak gibi mübarek, neyin kafası bu... Her haftaya rahat 1-2 kilo almış olarak başlıyorum dolayısıyla pazartesi sendromlarının ben de apayrı bir yeri daha oluyor, kilo sendromu...
Hafta içi kendimi bir nebze de olsa frenleyebiliyorum, hatta ve hatta çikolata - tatlı hususunda dizginleyebiliyorum lakin hafta sonu gelince içime kurabiye canavarı kaçmış gibi oluyorum. Bildiğin insanlıktan çıkıyorum arkadaş...Buna nasıl bir çözüm bulacağım bilemiyorum, oburikse bağlıyorum anında...
Bu hafta sonu da çikolatayı biraz fazla kaçırdım... Çikolata yerken iyi oluyor olmasına da sonra baskülün üzerine de benimle birlikte çıkıyor olmasını sevmiyorum. Keşke çikolata yendikten sonra insan vücudundan buharlaşıp çıkıp giden bir şey olsaydı, geride sadece mutluluğu ve hafifliği kalsaydı...
İnsanları kategorize etmeyi sevmemekle birlikte şu da bir gerçek ki  hayatta 2 tip insan var:
1. Yiyor yiyor kilo almıyorgiller
2. Su içse yarıyorgiller
Ve ben 1.sınıfa girmediğimden eminim... Yemek cansa kilo canandır demiş sanki birisi bana. Yemek ve kilo ayrılabilirler, ayrılabilmeliler,  gerekirse zorla ayırırım da gene ayırırım arkadaş... Ben bu ittifakı bozarım azizim (((: Tabi önce hafta sonu içime kaçan oburiksi tatile göndermem gerekecek, hatta ne tatili direkt zorunlu göçe maruz bırakacağım!!! Nihahahhahaha!!!


6 Aralık 2014 Cumartesi

Çalışan Kadın Sendromu

Sizler de benim gibi çalışan kadın olmaktan yorgun düşenlerden misiniz? O zaman bu yazım bizlere ve bizim gibilere gelsin. :)
Çalışmayı seviyorum, üretmeyi, başarmayı, faydalı olmayı, katma değer oluşturmayı... Verimli bir şekilde çalıştığım zaman gerçekten mutlu oluyorum, özellikle iş yerinde boş boş vakit geçirmektense deli gibi yoğun olmayı yeğlerim... Çünkü sabahın köründe o sıcacık yatağımdan, o tatlı mı tatlı uykumu bölüp kalktığıma değsin istiyorum. :) 
Okuldan erken mezun olmak, hayata erken atılmak hem avantaj, yıpratıcı payını göze aldığımızda hem de dezavantaj aslında.
Öğretmenlikle başladım çalışma hayatıma henüz taze bir üniversite öğrencisiyken, sonrasında mezuniyetle birlikte asıl mesleğime kavuşmuş oldum yada bulaşmış oldum, bilemiyorum. :) Hem çalışıp hem okumaya devam ettim, ediyorum. Bildiğiniz gibi doktora yapıyorum yada yapmaya çalışıyorum, emin değilim. :))
Ve artık çok sıkıldım, emekliliğime o kaaadaaarrr çoooookkk var ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. İş yerinde emeklilik konusu açıldığında bana yorum bile yaptırmıyorlar, senin daha yaşın tutmaz diye, gerisini siz düşünün.
Evde olmayı, evi seviyorum hem de çok, en çok :( Artık farklı alanlarda faydalı olmak istiyorum, bilgi ve tecrübelerimi sosyal sorumluluk kapsamında değerlendirmek istiyorum. 
Çalışma hayatı şüphesiz bana çok şey kattı ama bir o kadar da şey götürdü. Benim ailemde kadınlara değer verilir. Babam çok hassastır mesela bu konuda... Bu hassasiyeti iş yerindeki erkeklerden görememek tuhaf geliyor dolayısıyla... Tutturmuşlar kadın erkek eşittir, biz yapıyoruz siz de yapın o zaman, tırı vırı... Yok öyle bir şey kardeşim, kadın - erkek eşitliği yasal olarak mevcut bence kanunlar önünde eşitiz, hepimiz insanız. Nokta. Bitti. Bunun dışında bir eşitlik mevzu bahis değil benim nazarımda ki nasıl olsun dön de aynaya bak bi' zahmet... Senle ben nasıl eşit oluruz, senin kuvvetinle benimki bir olabilir mi, benim duygularımla senin ki bir olabilir mi, benim kırılganlığımla senin ki bir olabilir mi, benim önceliklerimle, benim hassasiyetlerimle senin ki bir olabilir mi? Düşün bi'....Baaakkk, gördün işte, eşit değiliz çünkü biz daha zekiyiz. Ehehehehe yaşasın kötülük. Tamam, tamam şaka yaptım ama her şakanın altında da bir gerçeklik payı vardır yani öyle diyorlar ben bilmem.
Kadınlar desen ayrı bir problem çalışma ortamında... Bazılarında böyle bir gereksiz kapris, gereksiz kıskançlık... Sürekli dedikoduya karşı korumak zorunda kalıyorsun kendini hemcinslerine karşı, güven problemi yaşıyorsun. Bu daha da yıpratıcı oluyor çünkü sürekli rol yapmak zorunda kalıyorsun, yüzüne gülüyor arkandan oohhohohoohohooo...
Kazandığın parayı ise yine işin için harcıyorsun, 1/3'ini yine işe gitmek için benzine, 1/3'ini yine işte giymek için kıyafete kalan 1/3'ini de yine işte öğle yemeği için harcıyorsun... Gerçekten kısır bir döngü, anlayan anlatsın. (:

5 yıl önce biri çıksaydı ve deseydi ki "Medanşeri! 5 yıl sonra bunları bunları söyleyecek, böyle hissedeceksin!!!", mümkün değil inanmazdım. Ama artık evimde oturayım. örgü öreyim, kanaviçe işliyim, sabah kuşağında mimar Selim Bey'i izleyeyim, en sadesinden Türk kahvemi yudumlayım, böyle güzel güzel yemekler, börekler, pastalar pişirelim ama oturup yemeyelim, herkesle paylaşalım istiyorum, altın günü arkadaşlarım olsun, topladığımız altınlarla bir dernek ve vakıfa bağışta bulunalım, sosyal sorumluluk projeleri geliştirelim, belediyelerle koordineli bir şekilde gönüllü olarak çalışalım, evlerimizde imkanı olmayan öğrenciler için özel ders verelim, gençleri başıboş bırakmayalım, onlara rol-model olabilelim, kişisel ve ahlaki gelişimlerine destek olalım istiyorum. Sadece böyle işlerle uğraşayım ve devlet bunun karşılığında sigortamı yatırsın istiyorum. Allah hayırlı ömür verir de emekliliğimizi görürsek, o yaştan sonra bir de geçim sıkıntısı ile uğraşmamak istiyorum.
Böyle dediğime de bakmayın... Evde de oturamam, ev hanımı da olmaz ben, ne istediğimi bilemiyorum yani, eldekilere şükretmek en güzeli belki de. (:
Ev hanımları da devlet tarafından sigortalı olsun hatta ev hanımlığından sıkılıp iş hayatına atılmak istediklerinde devlet bir de ev hanımlığında çalıştığı süre için kıdem tazminatı falan versin. (: Bu sefer fazla uçtum di' mi? Neyse, isteyenin bi' yüzü demiş atalarımız, gerisini vermeyen düşünsün.... (: