???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

15 Mart 2015 Pazar

Bir Delinin Hatıra Defteri - Gogol

Gogol'un Bir Delinin Hatıra Defteri, uzun süredir okumak istediğim bir kitaptı. Sonunda okumuş olmanın mutluluğu ile yazıyorum bu satırları. ((: Öncelikle söylemem gerekir ki kitap, beklentimi karşıladı, hayal kırıklığına uğratmadı beni, dilerim tiyatro sahnesinde seyretme imkanı da bulurum.
Kitaptan benim gibi okumak isteyip de henüz okuyamamışlar için bahsetmem gerekirse;
' Bir Delinin Hatıra Defteri', 'Palto' ve 'Burun' isimli 3 ayrı hikayeden oluşuyor. İsimlerini duyduğunuzda ne alaka diyebilirsiniz, 3'ü de birbirinden çok bağımsız gibi dursa da okuduğunuzda aslında çok da bambaşka olmadığını göreceksiniz. Gogol, içinde yaşadığı dönemin Rus toplumunu gözlemleyip analiz ediyor. Tabi bunu yaparken hafif bir ironi kokusu geliyor burnunuza. (: Kitapta var olan hikayeleri günümüze uyarlamak da çok zor olmayacaktır aslında...
Özetle bahsetmem gerekirse;
 Bir Delinin Hatıra Defteri, Aksenti İvanoviç adında sıradan 7. derece bir memurun genel müdürün kızını görüp ona aşık olması ile başlıyor. Şube müdürü bu yüzden aşağılayıp, hor görüyor İvanoviç'i. Generalin kızının bir de köpeği vardır ve konuşmaktadır. İvanoviç köpeğin yazdığı mektupları ele geçirir ve generalin kızının başka birinde gönlü olduğunu öğrenir. Bu kişi tabi ki soylu birisidir, bu mektuplarda kendisi ile ilgili ise yine aşağılayıcı, küçük düşürücü yorumlar bulunmaktadır. 7. dereceden sıradan bir memur olmayı artık kabullenemez, belki o çok daha soyludur diye düşündüğü sırada İspanya'nın kralını kaybettiğini okur ve kaybolan kralın ta kendisi olduğunu savunur. Basit, düz bir memur olamayacağı aşikardır, o aslında soylu bir kraldır tabi kendince, saray heyetinin kendisini karşılamaya geleceğini umarken kendini akıl hastanesinde bulur sonunda, tabi o bunun farkında değildir ama...
Palto: Akaki Akakiyeviç sıradan, çalışkan bir memurdu, bulunduğu mevkide yıllardır çalışmasına rağmen asla zam istememiş, şikayette bulunmamıştı. Genç memurlar kendisi ile bu yüzden sürekli dalga geçerlerdi. Akakiyeviç eskiyen paltosunun artık terzi tarafından tamir edilemeyeceğini öğrenir ve zar zor para biriktirerek sonunda kendisine yeni bir palto diktirir. Arkadaşları bunun üzerine bir davet verirler, Akakiyeviç bu tip davetlere pek de alışık değildir ve davet sonrası maalesef yeni paltosunu çaldırır. Paltosuna kavuşmak, hırsızları yakalamak için elinden geleni yapar. Sonunda nüfuzlu bir zata gidip derdini anlatır, başka yolu kalmamıştır paltosuna kavuşmasının ama nüfuzlu zat onu pişman eder huzuruna çıktığına. Akakiyeviç hastalanır ve maalesef iyileşemez, ölür. Herkes üzülür işte o anda, hatta nüfuzlu zat bile... Akakiyeviç'in hayaletinin dolaştığına inanırlar ta ki birgün hayalet nüfuzlu zatın arabasını durdurup onun paltosunu ve şapkasını alana dek, o andan sonra kimse ne duymuş ne de görmüş Akakiyeviç'in hayaletini...
Burun: 9.derece memur olan Kovalev bir sabah kalktığında burnu yerinde yoktur. Evet, yanlış duymadınız burnu yerinde değildir. İşin tuhafı kaybolan burun Kovalev'in berberinin sıcak ekmeğinin arasından çıkar, berber buna bir anlama veremese de burnu hemen tanır ve ondan kurtulmak ister. Burnu köprüden aşağıya atar. Bu sırada Kovalev ise olayın şokuyla her yerde burnunu aramakta iken onun insan kılığında, 6.derece memur kılığında  dolaştığını görür. Sonunda burnunu yakalayıp sahibine teslim ederler ama o da ne?! Burnu yerine yapışmıyor, ne yaptıysa olmuyor, doktor çağırıyor ama nafile... Doktor burnundan vazgeçmesi gerektiğini söylüyor. Kovalev için ise bu mümkün değildir, burunsuz bir hayat düşünemiyor, toplum içine çıkamıyor. Sonunda nasıl ki bir sabah burnu kendiliğinden kaybolduysa yine kendiliğinden geri gelip, eski yerini alıyor. (:

İyi pazarlar, şimdiden mutlu bir hafta herkese... ((:

5 yorum:

  1. Zamanında okumadığım klasiklerin vicdan azabını şu an çekiyorum..Hepsini okumalıyım, bu kitap da bundan böyle o listede :)
    Sponge Bob aşkına! Ne güzeller onlar öyle*-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı duyguyu paylaşmıyor değilim, bir yerden başlamak lazım ((: Sponge Bob candır :p Teşekkürler güzel yorumun için Sawako ((:

      Sil
  2. Adı ilgimi çekti. sizi izlemeye aldım. Ben de bloğuma beklerim.

    http://www.meleklerinruyasi.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz, teşekkürler, memnuniyetle ((:

      Sil
  3. Efenim yine ellerinize sağlık.. Güzel bir yazı olmuş. Okumamıştım Gogol' u hiç. Yazınız sayesinde bir bakayım bu adama diye bir dürtü girdi içime.. İyi günler kolay gelsin.

    YanıtlaSil

Yormadan Geçme (;