???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

29 Eylül 2011 Perşembe

Kilo Mevzuları :/

Havalar epey serinledi ve hemen akşam olmaya başladı. Havanın erken kararmasını hiç sevmiyorum. Şu sonbahar depresyonu hemen sarıyor benliğimi. Üzerimde bir kırgınlık var havalardan olabilir, bugün hiç keyfim yoktu, hatta bu hafta hiç yoktu desem daha doğru olur. Zor ettim akşamı. (:
Haftaya okulum başlıyor gerçi resmi olarak başlayalı 1 ay oldu neredeyse ama dersler haftaya başlar artık.
Bu arada yok ramazandı bayramdı derken yaklaşık 3-4 kilo verdim sanırım, emin değilim... Yine de 1-2 kilo vermiş bile olsam yanıma kar (:
Et yemeklerini değil de sebze yemeklerini seviyorum. Şimdi ben şöyle düşünüyorum kaplan, çita, vb. hayvanlar hep et ile besleniyor, nasıl kaslı ve atletik vücut yapısına sahipler, inekler ise sabahtan akşama sadece ot yiyorlar ve nasıl yumak gibiler.(:
Ben 2. kategoriye giriyorum, et yemem ot yerim ve tabir-i caizse yumak gibiyim. (:
Aslında kilomdan memnunum bakmayın siz amma velakin 36 beden hatunlar bile "Diyetteyim" dediklerinde "Dön de bir aynaya bak, utan utan, pis şişko, çirkin şey seni" oluyor insan direkt olarak.
Bence 38-40 beden hatun güzeldir, her şeyi giyebilir, kendine yakıştırabilir, idealdir. Hem kadın gibidir hem insan gibidir iskelet gibi değil. (: 42'ye kadar da yolu vardır.
44 beden ve üstü hatunlar da güzeldir hatta yüzleri bebek gibidir, ışıl ışıldırlar. Ama daha seçici olmak zorundadırlar, her istediklerini giyemezler, öyle mutlularsa oh ne güzel kim karışır ama giymek istedikleri ürün skalası daralmasın isterlerse diyet yapabilirler. (:
Yani şöyle bir 48-52 beden üstü hatunlar da güzeldir. Hayatın tadını bilirler, zevk almasını bilirler lakin artık sağlık sorunları baş gösterebilir, güzel olmak için değil yanlış anlamasınlar zaten güzeller ama daha sağlıklı olmak için diyet yapabilirler, diyet yapmalılar.
Öyle işte blogcan bu kilo mevzuları çok zor iş azizim. (:

25 Eylül 2011 Pazar

Aklından Diledigince Sayı Tutabilirsin (;

Aslında okuduğum kitaplar hakkında çok yorum yapan ve yazı yazan biri değilim bilirsiniz. (: Ama kitap okumayı severim hem de çok yani ne kadar dediğiniz de buna ihtiyaç duyacak kadar diyebilirim. Uzun süre şöyle güzel bir kitap okumadıysam tıpkı su gibi, açlık veya çikolata gibi yokluğunu hissediyor bünyem. Evet garip biliyorum bu aşamaya gelmesi... Ama seviyorum işte, bir romanda kaybolmayı belki de ...
Böyle bir süreçteydim, çok fena okuyasım vardı son birkaç aydır kurum kütüphanesinden istediğim kitaplar bir türlü gelmemişti, ben de daha fazla onları beklemeye dayanamadım ve D&R'ın sayfasına girdiğim an " John Verdon / Aklından Bir Sayı Tut" kitabını fark ettim, içeriğine bakmadım bile hemen sipariş ettim başka birkaç kitap ile birlikte söylemesi ayıp indirim de vardı.  (:
Küçükken de çok sevdiğim bir oyundu " Hadi şimdi aklından bir sayı tut, 2 ile çarp, 3 ekle, 5'e böl" falan filan... Bilirsiniz siz de oynamışsınızdır mutlaka, ben onun sırrını biliyordum işte, hiç şaşmadan kişinin aklından tuttuğu sayıyı bilebiliyordum işlemlerden sonra söylediği sonuca bakarak ki ömrüm boyunca da sayıları çok sevmişimdir zaten. (: Gerçekten sayılarla ilgili zekice bir roman olabileceğini düşünmüştüm.
Severek takip ettiğim iki blog sevgili SİHİRLİ SEPET ve KARINCA'NIN KÜRESİ'nin de bu kitap ile ilgili güzel yazılarını görünce kitabı yeni bitirmiş biri olarak ben de yazmak istedim. (:
Şöyle ki efendim merak edenleriniz varsa;
John Verdon'un ilk romanı bu. Ortada kurbanlar, kurbanlara gönderilen mektuplar, cinayetler, aile dramları var. Bir polisiye/ dedektiflik yani iz sürme romanı diyebiliriz. Beğendim mi, evet sanırım çok değil, ama okuduğuma pişman da değilim, kitabın 475 sayfa olduğunu göz önüne alırsak kitap için boşa zaman harcadım diyemem yani. (:
Ama daha zekice olabilirdi sanki. Beni öyle şaşırtan bir durum olmadı bir polisiye romandan beklediğim. Gerçi konu akışkanlığı güzeldi ve sürükleyiciydi.
Artık TV'de öyle programlar, diziler, belgeseller var ki hepimiz birer adli tıp dedektifi olduk neredeyse. (: Kitap boyunca böyle daha teknik, daha detay bilgilerin verilmesini bekledim durdum ama benim ufkumu genişletecek bir bilgiyle karşılaşmadım.
Çok bilmişlik yapmak istemiyorum, alınabilir - okunabilir bir kitap, her şeye rağmen tavsiye ederim.(;
Eğer hayatıma discovery channel ve türevlerinde ki tüm o programlar, belgeseller girmeseydi yani 2000'li yılların başında okumuş olsaydım bu kitabı sanırım elimden bırakmaz, bittiğinde dönüp bir daha okuma arzusu içinde olurdum, hatta filmi çekilse de bir de beyaz perdede hayranlıkla izlesek derdim kesin. (:
Aklından dilediğince sayı tutabilirsin, bu iç içe sonsuz köklü sayı bile olabilir, mutlaka bir çözüm yolu, mutlaka bir delil vardır.
Descartes'in dediği gibi " Mükemmel sayılar nadir bulunan mükemmel insanlara benzer."
Öyle işte ... (((:

21 Eylül 2011 Çarşamba

TV = Tırı + Vırı (:


Bugün şu TV dizileri hakkında söylemek istediğim birkaç kelamım var blogcan. Şöyle ki 90 dk. dizi mi olur ya, olur mu öyle şey!!! Bir seyirci olarak kınıyorum bu durumu. CNBC-e dizilerini seyredip, canım Türk dizilerini seyretmezken acaba haksızlık mı ediyorum diye düşünüyordum. Ama artık düşünmüyorum gayette haklıyım. Bir dizi süresi 30 dk. olmalı bence. Şöyle ki:
Zaten 90 dk. bir diziye ayıracak vaktim yok benim ki bu zamanda kimsenin olduğunu düşünmüyorum. Gerçekten TV karşısında sayılı dakikalar geçiriyorum ama isteyerek değil tamamen istem dışı yoksa bana kalsa sabahtan akşama dek yan gelip yatıp TV izleme potansiyeline sahip bir insanım o ayrı. (((: O TV izlediğim zaman diliminin büyük bölümünde de ütü yapıyorum zaten zaman tasarrufu açısından o ise apayrı. (:
Yoksa biz TV izlemeyi de çay içmeyi de seven bir toplumuz eeee! çay da kuru kuru gitmez bilmeyenimiz yoktur, yanında kek-poğaça, cips, kuru yemiş, mısır patlağı, abur-cubur vs.vs. olmasa boğazımızdan geçmez. 90 dk. ye - iç sonra sağlık bakanlığı obeziteye savaş açsın. Bakın yetkililere duyuruyorum bunların hepsi birbiriyle bağlantılı mevzular, sorunu kökten çözüm için geniş bakış açısı şart. ((: Beni sorarsan ben çayı sevmem oradan yırtıyorum.
Neyse azizim! Benim için dizi keyfi Desperate Housewives'in üzerine bir How I Met Your Mother patlatmaktır ya da Doctor Who seyrederken The Simpsons'ı düşünmek, fonda Two and A Half Men jenerik müziği dinlemektir, olmadı  The Big Bang Theory ile gülüp Sponge Bob Squarepants ve Patrick'in yeni maceralarını bekliyor olmaktır, Leverage için bak bu dizi yeni ama bir şans vermeye değer demek ve pişman olmamaktır.
Bence blogger benim gibi lafı fazla uzatan blog yazarlarından da vergi almalıdır. Nokta. (:

15 Eylül 2011 Perşembe

Safımtırak

"Medanşeri yazık ediyorsun kendine ben senin yerinde olsam ohooo ooo!!! " 
Hayatımın son dönemlerinde en sık duyduğum cümle bu maalesef. Herkes benden bir açılım beklentisi içinde ama bende tık yok. (: Rahat hatta fazla rahat bir insanım asla kasamıyorum kendimi hırs yapamıyorum o yüzden atıl kapasite de idame ettiriyorum hayatımı. Şikayetçi miyim pek değil yani az en azından çevremdeki insanların tepki göstermesinden daha az. :p
Bir gün genel müdür yardımcısı aradı. Yoğun bir gündü gerçekten. Tabi kendi aramadı arattı.
 - Medanşeri Hanım merhaba. Genel müdür yardımcımız X bey sizinle görüşmek istiyor bir saniye hatta kalır mısınız? ( - ki aynı zamanda insan kaynaklarından sorumlu şahıstır kendisi)
( Ben tabi olayı idrak edemedim telefonda kim nerede ne zaman nasıl ve neden soruları dönüyor beynimde bir taraftan da yoğun bir iş günü olduğu için çalışmaya devam ediyorum o sırada o şaşkınlıkla ağzımdan dökülen cümleler) 
- Immhh! Şey ben şimdi biraz yoğunum da sonra görüşebilir miyiz???!!!
( Telefondaki bayan önce bi an duraksadı tabi o da afalladı böyle bir karşılık beklemiyordu. Sonra söylediklerimi hiç duymamışçasına ki doğru olan oydu zaten. )
- Medanşeri Hanım bağlıyorum bekleyiniz bir saniye.
- Medanşeri Hanım merhaba! Ben X & Y. Nasılsınız? Doğum gününüz kutlu olsun. ( Bla bla bla gerisini hatırlamıyorum bile kısa süreli şok geçiriyor olduğum için. (: )
( Ben böyle kaldım bildiğin bir taraftan hala çalışıyorum bir taraftan hala daha olayı idrak etmeye çalışıyorum.)
- Aaaa! Çok teşekkür ediyorum, sağolun. İyi günleeeerr.
 ( Telefon kapatılır)

Çalışmaya devam ettim, içimden de kendime geldikten sonra ne güzel bir uygulama koskoca müdür arayıp tüm personelinin doğum gününü kutluyor, aferin onlara diyorum. (:
Üzerinden biraz zaman geçti böyle bir sohbet sırasında geçen beni de X&Y aradı dedim. Niye dediler haklı olarak, ben de onlara ne demek niye ki dedim haklı olarak. Meğersem öyle herkesi aramıyorlarmış, onlar da şaşırdılar, olayın ayrıntısını istediler. Ben de bilmiyorum dedim ki gerçekten gayet saf bir şekilde karşılamıştım durumu. İyi ki olayın üzerinden uzunca bir süre geçti yoksa hala daha kızıyor olacaktım kendime. (:
Ama şimdi ki aklım olsa böyle mi davranırdım assssslaaaaaa!!!! Herşey tecrübe işte. Ne safım ben yaaa. 
Bazen gerçekten elime geçen fırsatları değerlendiremediğimi kendime yazık ettiğimi düşünüyorum ama çok kısa süreli sonra hemen geçiyor. (: Amaaannn! Çok da tınnn sanki boşver, vardır her işte bir hayra bağlıyorum olayı. Durumum vahim sanırım.
O değil de ne zamandır görmediğim bir kiloya düştüm blogcan gözlerime inanamadım döndüm döndüm bir daha baktım. :p Öyle çok büyük bir kilo kaybı değil aslında ama hani böyle bir kırılma noktası vardır ya uzun süredir aynı kilo civarında seyrederken birden pıttt! diye düşüverirsin bir alt segmente hıh!öyle birşey işte. Mutluyum. (:



Bir de Eeyore'u çok seviyorum. Tam ezik ya çok sevimli. (((:
Nereden nereye yine (: Öyle işte büyük düşünür Garfield ne demiş: Gündüz dinlen ki gece rahat edesin, iyi uyuyasın. Doğru demiş ne diyim.(;

10 Eylül 2011 Cumartesi

Study-yorum; Study-yosun; Study-yoruz (:

Son 2 senedir bu yıl KPDS'e kesin gireceğim deyip duruyordum lakin laf çok icraat yoktu ta ki bu seneye kadar. Artık girmem şart oldu. Çünkü mevcut KPDS belgemin geçerlilik süresi doluyor bu kasımda. :'(
Sürenin dolması demek dil tazminatımın sona ermesi demek, dil tazminatımın sona ermesi demek güle güle paracıklar demek, bunun ne demek olduğu ise malum. (((: Öyle az bir miktarda değil hani birçok konuda eli sıkı olsa da bu dil tazminatı konusunda maşallahı var oldukça bonkör bir kurumum var. :p
O yüzden sık dişini Medanşeri diyorum, patlat bir 95 diyorum. :p Mevcut puanım 71.
Yeni puanımın min.75 -  max.95 olması lazım.
Benim sorunum ilk 35 soruluk kısımda, paragraflarım falan iyi, diyalog tamamlamalarım, çevirilerim falan çok iyi lakin ilk 35 mahvediyor hep beni. :'(
Oturdum çalışmaya başlamadan önce son KPDS'i yani 2011- ilkbaharın ilk 35 soruluk kısmını çözdüm. Böylece çalışmaya başlamadan önceki ve sonraki gelişimimi daha rahat takip edebilirim.
Tabi ki dakika tutarak çözdüm her zaman ki gibi. 34 soru-25 dk. Zamanı gayet iyi kullandım burada sorun yok amaaaaaaaa.....
Durum vahim biraz. Gerçi 2 senedir hiçbir çalışmam yoktu bunu da göz önüne alırsak 19 doğru - 15 yanlış. Ehhuhuheue (((:
Prepositions ve tenseler full, bağlaçlardan 1 yanlış, ama o cloze testler yok mu 10 sorudan 5 yanlış, şu cümle tamamlamalarım iyiydi aslında ama bu sefer10 sorudan 6 yanlış yapmışım ilginç, şaşırdım buna, özenmem lazım biraz daha sanırım. Biliyorum diye havaya girdiysem çözerken dikkat etmemişim demek. :/
5 kelimeden de 3 yanlış olmak üzere 15 yanlışa tamamlamış bulunmaktayım. :'( Bunun üzerine şu an tüm ingiliş kaynaklarımı kitaplığın tozlu raflarından çıkardım ve çalışmaya hazırım. (:
En son bıraktığımda 27-30 doğruya kadar çıkmıştım. Yani bir 10 net falan geri düşmüşüm.
Olsun yılmak yok. Önceliğim şu ilk 35 soruluk kısım. Onu halledersem gerisi kolay benim için. Arada da TV izlerken falan paragraf çözerim, ya da okula gidip gelirken yolda falan... Paragraftan korkmuyorum dediğim gibi.
resim şu dönem tam beni anlatıyor. learn- earn :D
Öyle işte bundan sonra sınava kadar yani 20.11.2011'e kadar gün be gün paylaşacağım gelişimimi sizlerle. Başvurular eylülün 26'sında başlayıp ekimin 5'ine kadar devam ediyor bu arada bilginiz olsun. Fiyatı da 40 TL imiş. Başvuracak olanlar kaçırmasın. (;
KPDS'e girecekler varsa eğer benim gibi el ele verelim, destek olalım birbirimize de haklayalım şu sınavı. Sonra gelsin dil tazminatları ehuheuheuheuheuhe. :p Çok mu çıkarcı oldum ne???!!!

6 Eylül 2011 Salı

YENİ TEMA ESKİ BEN (:

Hey blogcanlar ben geldim ama yalnız değil :p
Yenilenen blogumla geldim ve nasıl mutlu oldum anlatamam. Blogum artık siyah-beyaz heyyoooo!!! (:
Çok sevdim bu son halini... Siz de beğenin tamam mı? En azından şakacıktan :/
Hadiii amaa en azından benim için yapabilirsiniz bunu :p
Üşümeyi özleyen biri olarak bembeyaz kar üzerine yazacağım bir dönem...
Kışın da güneşi özleyip denizin üzerine yazarım belki, zaman gösterecek. (:


DİNLE
Yazının şarkısı budur hem de bu mudur budur!!! O kadar yani :p 

Okul için son kez kaydımı yaptıracağım bu dönem inşallah ama sistemleri çökmüş her zaman olduğu gibi hadi bakalım hayırlısı (:
Neyse biz müzik eşliğinde kop - kop yapmaya devam edelim bi süre daha. :*
Uzun süre yazmaya ara verince insan tekrar yazmak zor geliyor. :/ Bu süreçte o güzel yorumlarınızı esirgemeyin benden. :(
İlerleyen günler bi tatil postu bizleri bekliyor olacak, şimdilik öpüldünüz. :*