???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

29 Ocak 2011 Cumartesi

Hürsün Sen ?!

Öyle bi insan düşünün ki burnunun dikine giden, ben istedim olsuncu, 'hayır' kelimesini kendine silah edinmiş, içten içe eğlenceli ama bir o kadar ruhsuz, bencil değil belki ama huysuz.
O insan benim işte... :'(
Küçükken istediğim birşey olmadığında hasta olurmuşum, ateşlenirmişim, anjin olurmuşum. Büyüdüm, istediğim birşey olmayınca hasta olmuyorum hasta ediyorum artık.

Bu yazı nereden mi çıktı şimdi? Hani bahsetmiştim ya Momol'um bizde diye sağ olsun o hatırlatıyor sıklıkla 'Ohohohohohoho hürsün sen zaten yaparsın kızım' diye.
Misal iş yerinde uyulması gereken kurallar vardır ya hani en basitinden kılık kıyafet ile ilgili olanlar. Dayanamıyorum ben uyamıyorum onlara. Hala daha kedili köpekli bilumum hayvancıklı kolyelerim, renkli renkli çoraplarım, cicili bicili şunlarım bunlarım, hatta bazen spor ayakkabılarımla gidiyorum bir bankacıya yakışmayacak cinsten. Ama işin garibi o kadar benimsedi ki iş arkadaşlarım artık normal karşılıyorlar. Medanşeridir ne yapsa yeridir diyorlardır herhalde. Bizim meslekte iş yemekleri, toplantılar, vs.vs. çok oluyor ki hiç haz etmem. Genelde gitmiyorum eskiden bir bahane uydurma nezaketinde bulunurdum en azından artık o da yok. Ben gelmeyeceğim deyip kestirip atıyorum. Karşı taraf ne düşünür, bu iş hayatıma nasıl yansır diye düşünmek yok.
Sonra bir önceki yazımda da bahsettim ya hani bana ulaşmak başbakana ulaşmaktan bile daha zahmetli sanırım. Telefona bakmama gibi sinir bozucu bir özelliğim var. Herkes şikayetçi bu huyumdan. Artık daha iyiyim ama yine de çekilecek bir insan değilim vesselam. (: Canım isterse ararım, açarım, istemezse yok, telefonu oyun oynamak için kullanıyorum yada maillerimi okumak için. Onun dışında telefonum sadece bir aksesuar, hele de evdeysem var ya offf yani çantamın içinden dahi çıkarmıyorum. Biliyorum kızıyorsunuz bana ama ne yapıyım. :|
En kötülerinden biri de hadi buluşalım dendiğinde... Nereye gidelim sorusu sonradan huysuzluk yapmayayım diye ilk bana soruluyor hep. :( Neden çünkü ben öyle her yere gidemem. Gittiğim mekan içimi açmalı... O yüzden genelde nereye gidiyoruz sorusunun cevabı her zaman ki mekan oluyor. Benim yüzümden değişik yerler keşfedemiyoruz.
Bir de yol problemim var tabi. Hiçbir yere gidemem. Hani deseler ki biz şuradayız atla gel hadi. Iııı ıhhhh yok imkansız gidemem. Biri getirip götürecek. Beceremiyorum ne yapayyım. İlk belediye otobüsüne üniversiteye geldiğimde binmiştim. Off ne maceralar, ne maceralar okula gidip gelene kadar ablamların canını alıyordum. O zamana dek babam sağ olsun her istediğimiz yere getirir götürürdü Allah razı olsun, nankörlük gibi algılanmasın tabi ama insan alıştırmaz mı çocuğunu her türlü koşula. Yüz kere gittiğim bir yer olsun 101. kez hadi bu sefer kendin gel dense yine tek başıma  gidemem. Taksiyle de sadece bildiğim adreslere giderim. Bilmediğim bir yere de yine taksiyle gidemem. Dolmuşa zaten binemiyorum. Dolmuş bana küçük geliyor. Ayakta kalınca başım tavana değiyor, böyle iki büklüm kalıyorum, tavsiye edilmez. Metro desen çözene kadar zaten neler çektim. Kızım okuma yazman yok mu kaldır bir kafanı bak di' mi çevrene bir sor birine di' mi? Yok ben burnumun dikine giderim, kimseye bir şey sormam, hatta kafamı bile kaldırmam, kimseyi, hiçbir şeyi görmem tam gıcığım hatta en gıcığım.
Yani ben canım ne isterse onu yapıyorum azıcık değiştir kendini şartlara uyum sağla di'! mi? Yok, nerrdeeeee.... Momol'un deyimiyle hürüm ben.Genelde 'Marjinalsin kızım sen' yada 'Seni seni küçük burjuva' gibi cümleler sarf ediyorlar arkadaşlarım, bir şey demiyorum, cevap vermiyorum ama türümün son örneği olduğum kesin. 
Şimdi sürekli soruyorlar bana 'Ne yapmaya çalışıyorsun, ona hayır buna hayır diyorsun, eee! kime evet diyeceksin, ne zaman evleneceksin, aradığın şartlar neler, aklında biri var da söylemiyorsun, vs.vs.vs.vs.vs....' diye ben insanların evlenseler bile aynı evde ayrı yaşam alanlarına sahip olmalarını savunan, düğün şöyle dursun nikah dahi istemeyen (nikah derken töreni tabi), gelinlik ve damatlık kaldırılsın diye yapılacak tüm propagandalarda başı çekmeyi göze almış, başına buyruk, kendi isteklerini ön planda tutan, canının istemediği bir şeyi kimsenin yaptıramayacağı aksi, huysuz biriyim. Evliliği düşünmeyi bile düşünmüyorum, kendim için değil be yazık, sizin için. Yine de yaranamıyorum ama... İtiraf ediyorum evet, sanırım evlenemeyecek kadar hürüm ben. (:

25 Ocak 2011 Salı

Oooo Piti Piti Kim Arar ki Beni ?!

Normal şartlar altında telefonuna bakan bir şahsiyet değilim. Bilmediğim numaraları kesinlikle açmazdım, hatta bildiklerimi bile açmazdım ya çoğu kez neyse.
Birgün bir telefon numarası arıyor sürekli ben açmıyorum, arıyor açmıyorum, arıyor açmıyorum... Farklı numaralardan arıyor sonra, dikkat ettim birinin sonu atıyorum 10 ile bitiyorsa diğeri 11 ile diğeri 12 ile bitiyor. Sonra dedim bu şahıs olamaz kesin bir kurum. Du' bir geri arıyım bakıyım dedim.
Bir aradım Allaaaah'ım şimdiki çalıştığım kurumum. (: Ne zamandır arıyoruz ulaşamıyoruz, bizimle çalışmak ister misiniz diye soracaktık halbuki demişlerdi. Deli olmuştum tabi. Az daha telefonuma gelen fırsatı kaçırıyordum.
Yükseklisansa başlarken de öyle oldu, bir numara arıyor sürekli, bu ne yawwwss öfff pööfff durumlarındayım ama işe girişimden tecrübeliyim ya açtım sonunda dayanamadım dediler yükseklisansa kabul edildiniz, başvurunuz hala geçerli değil mi, evrakları getirin vs.vs. (:
O gün bugündür açıyorum artık telefonumu kim ararsa ama yine de yakın çevremin bana bakış açısı: "Bırak yeeaaa açmaz o tel.ini şimdi arama boş ver, yanında kim varsa onu ara."
Bu akşamda telefonum bilinmeyen bir numara tarafından ısrarla çalınmaya başlandı. Bir açtım kapandı telefon, sonra tekrar aradı yine açtım. Beni aramıştınız ya hani dedi 10-15 gün önce buyurun sizi dinliyorum dedi. Ne, nasıl, kim, ben, ne zaman, niye, vs.vs. gibi onlarca soruyu tek çırpıda sıraladıktan sonra affedersiniz siz kimsiniz diye sordum.
Ben Bla Bla da Bla Bla dedi. İsmi evet, tanıdık geliyor bi yerlerden ama neredennn neredeeen diye düşünürken sonunda hatırladım. (:
Şimdi malumunuz bir proje ödevim var ya hani benim evlere şenlik onun için öğretmenimiz günde bilmem kaç kişinin ismini veriyordu bir ara, şunu da arayın, bunu da arayın, şundan da yardım isteyin, şundan da fikir alın diye. Bazen mecburen cep tel.inden aramak zorunda kalıyordum.
Bu kişiyi de o zaman aramışım ama unutmuşum gitmiş. Herhangi bir kişi de değil hani, geri dönüş yapmasına şaşırdım haliyle.
Teşekkürler ilginiz için dedim, ne diyeyim başka. Öğretmenimizle irtibata geçeyim ben tekrar sizinle iletişime geçeriz dedim. (: Ama şaşırmadım desem yalan olur, işini ne güzel takip ediyormuş, kendi projesini unutan ben hatırlatan o.
Öğretmene söylesem tam not verme üzeri şimdi belki gözünde bi ışıltı görürüm diye düşündüm. Tabi öğretmene anlatırken bu şekilde değil de ufak değişiklikler yaparak anlatırım büyük ihtimal. Ehuheheueheuehe

23 Ocak 2011 Pazar

İçe, Gönle Doğan Şey - 5 harf 1 kelime ...

İlhamım kaçtı yazasım gelmiyor :|
O kadar çok şey var ki anlatacağım aslında geriye döndüğümde hatırlamak istediğim,
Sizlerle paylaşmak istediğim, okurken kendime gülmek istediğim...
Ama olmuyor yazasım gelmiyor tıkım kaçtı...
Sonra soruyorum kendime: "Peki, yazmak zorunda mısın sanki?" diye.
Seviyorum ki ben yazmayı, okumayı... Oldum olası çok okuyan - yazan - araştıran biriydim.
Genel kültürüme de kelime dağarcığıma da güvenirim sözde,
Yazarken bu anlamda ki eksikliklerimi çok net görebiliyorum mesela...
Yazarken hep aynı kelimeleri kullandığımı, aynı döngünün içinde süründüğümü görebiliyorum mesela...
Bunu engellemek için önlem alıyorum, yeni kelimelerin gücünü keşfediyorum mesela...
Yazarken kendim olmayı, sosyal maskemi çıkarmayı seviyorum mesela...
Anlatım bozukluğu yapmayı, kelime uydurmayı seviyorum mesela. 
Sonra sizi okuyorum...
Okurken oldukça keyif alıyorum, çok şey öğreniyorum...
Sizi çok iyi tanıyorum mesela...
Öyle ki önüme herhangi bir yazı konsa rastgele, kimin tarafından yazıldığını bilebilirim mesela... 
Yarın pazartesi, hiç sevmem, sevemedim mesela...
Geçen hafta ilk kez cuma gelmesin istedim mesela...

Yazmak istiyorum ama olmuyor mesela...

19 Ocak 2011 Çarşamba

Şok Değil ki Şomşok !!!


Resmen fırtına öncesi sessizlik.... (: Ne zamandır yazamadım farkındayım ama sor bir neden blogcan.
Cuma günü sınavım var. :( Bir öğretmenimiz tutturdu sınav da sınav diye, başa gelen çekilir dedik biz de. Sınava çalışıyorum diyemesem de çalışmaya çalışıyorum işte. Cuma günü büyük gün yani. Sonra ver elini huzur... İnşallah tabi, inşallah geçerim şu derslerden daha doğrusu dersten. :( Nasıl bir sinir stres içindeyim anlatılmaz yaşanır.
Bu akşam olağanüstü güzel bir haber aldım kariyerimle ilgili henüz daha netleşen bir şey olmadığı için paylaşmak istemiyorum, sadece dualarınızı istiyorum şimdilik. Aklım duracak sandım sevinçten. Bu da cuma günü belli olacak dolayısıyla cuma gerçekten büyük gün. Zaten en favori günüm hep cumaydı tatil öncesi olduğu için, bir kez daha anladım boşuna mübarek gün olmamış cuma (:
Offf blogcan yaaa içim içime sığmıyor resmen inşallah güzel neticeler alırım, öyle bir haber ki olumsuz sonuçlanırsa bir şey kaybetmem ama olumlu sonuçlanırsa var yaa offfff!!! dünyalar benim yani, anlatamam. Hayırlısı tabi her şeyin, bilinmez...
Öyle işte şimdilik mimlerinizi bekletiyorum o yüzden hemen cevaplayamayacağım ama ilk fırsatta tek tek yanıtlayacağım hepsini. Öperim ki sizi  :*

Bir de GIMIZI MOMOL yarın bize geliyoooooooorrrrrrrrrrrrrrrr.... :p
Ohhh!!! Bol maceralı günler bizi bekliyor yani, annemlerin deyimiyle iki deli birbirini buluyor. ehheheuehheuehe
Biz bir araya gelince genelde yer yerinden oynuyor.. Pek uslu duramıyoruz, yeri göğü inletiyoruz. 
O zaman yazacak çok çok şeyimiz olacak şimdiden hissediyorum, gecelere akacağız Momolumla. Nihahahahha...
Çünkü o sabahları stajda ben işte olacağım dolayısıyla soğuk, ruhsuz, gudubet Ankara geceleri bizi bekler.

Not: Foto ne alaka diye soruyorsan şayet arada böyle güzellikleri paylaşmak lazım diye düşünüyorum, haksız mıyım?! (:


12 Ocak 2011 Çarşamba

Kurabiyem Geldi :/

Bugün sizlere Mantar Kurabiye nasıl yapılmaz bunu anlatacağım :p Ama önce son zamanlarda malum dersler yüzünden çok sık uğrayamıyorum bloga, son yazdıklarınızı fırsat buldukça okuyabilmeme rağmen yorum yazmaya fırsat bulamıyorum :( Şu tatile bi' giriyim bi' giriyim arşiv turları beni bekliyor olacak içimde patlatıyorum şimdilik yazacaklarımı... 
Gelelim asıl mevzuya... Annemler yarın maaile misafirliğe gidecekler abimlere. Kayınvalide olarak bizim N sultan talimatı verdi. Medanşeri sen yarın mantar kurabiye yapacaksın, gelinime yardım edin. :p Ben de bugün iş çıkışı eve gelir gelmez açtım yemek kitabını, koyuldum hazırlıklara...
Öncelikle tarif efendim...
*  2 paket buğday nişastası
* 1 su bar. un ( daha fazla gidiyor )
* 2 yumurta
* 1 paket oda sıcaklığında margarin
* 1 çay kaşığı kabartma tozu
* 1 paket pudra şekeri
* Sadece üzeri için 1 yemek kaşığı kakao

Yapılışında da sadece tüm malzemeyi harmanlamak yazıyor. Kat karıştır yani hepsini birbirine. 
Daha önce bu tarife göre yaptığım kurabiyeler aynı günün akşamına dahi kalmadan tüm aile tarafından ivedilikle tüketilmişti. Söylemesi ayıp süper olmuşlardı, hem göze hem damağa hitap eden cinstendi. (:
Gel gelelim bu yaptıklarım neden bilinmez verdiler kendilerini. :( Yayvan yayvan oldular, rezil oldular anlayacağınız. :( Ama yine de lezzetlilerdi 
İlk yaptıklarım acemi şansı demek ondan güzel olmuşlar :p
Bu arada hayatımda herşey o kadar karman çorman ki basite indirgeyemiyorum, çok bilinmeyenli denklem türünden yaşıyorum.  Hayatımda en nefret ettiğim şey belirsizliktir ve şuan zihnimde 40 tane soru işareti var hiçbirinin de çengeli birbirine değmiyor. :|
Bir dönem 'hiç' olmak istiyorum...
*Aaaa! Naber kuzu?
- Hiççç...
* Naptın bugün?
- Hiççç...
* Kaç tane çikolata yedin bugün?
- Hiççç...
* Ne kadar mevduat geldi?
- Hiççç...
* Kızım tel.in susmadı kaç kişiyle konuştun?
- Hiçç...
* Alış-verişe çıkalım mı?
- Heppp... :p

Öyle işte anlayacağınız çok pis 'hiç' olasım var lakin istisnalar kaideyi bozmaz .... (((;

7 Ocak 2011 Cuma

MİMDİR MİM -8- + ÖDÜL -2- : Ne Yapayım Ben Böyleyim!!!

Sömestr dönemine 2 hafta kaldı, dolayısıyla çok ama çok yoğunum bildiğin gibi değil yani. Depresyondayım sanırım emin değilim.
Deli gibi proje ödevi yetiştirmeye çalışıyorum, takma ama sen, ben bunu hep yaparım. İlla son ana bırakacağım her şeyi yoksa işin tadı çıkmıyor.
Velhasılı kelam proje ödevimi yazmaya devam ederken kendime bir kahve molası vermiştim ki her ikisininde yazılarını çok severek okuduğum ve severek takip ettiğim  cancağızlar lovemeorloveme ve vєssєℓαм 'dan gelen mimi cevaplamaya karar verdim.
Bol ifşa unsurları içeren mimi cevaplarken kendimden daha önce hiç bu kadar açık bir şekilde bahsetmediğimin de altını çiziyorum.


Kaç yaşındasın? 52.
Pörtletme hemen gözlerini blogcanım şaka yaptım... Ama tek seferde de söyleyecek değildim herhalde yaşımı sana di mi?
20li yaşların ilk çeyreğini geçtim
Ama ortasına henüz gelemedim.
Şimdi sorarım blogcanım sana
Kaç yaşındaymışım acaba? (:
İsminizin son harfi ne?  E eyle ele elü embürleyli eb üb 
En sevdiğiniz renk?
Benim hayatımda 'en' kavramı yoktur, spontane gelişir herşey, birgün onu birgün bunu severim ama 'en çok' diyebileceğim birşey yoktur gibi uzun ve saçma  girizgahdan sonra giyim kuşam konusunda laciverti sıklıkla tercih ederim, mor ve yeşili çok severim, pembeye karşı ilgiliyim, ha bu arada çarşıyız siyah beyaz akar kanımız. Stop. :D
Kilonuz kaç? 1000 değil de 999,5 :p
Pes diyorum sana blogcan. Oldu mu bu şimdi!!!! Tez dönemindeyim, sıkıntılıyım, iş-okul arasında bin perişanım, kemancı dertli çal diyorum sen bana kilon kaç diyorsun. :( Ama ağlarım ki ben. :'(
Anlayacağın şişkoyum ben şişko bir nevi dobişko hello baby I'm from Sanfranşişko. :D
Sırıtma, sırıtmaaaaa pis blogcan sömestr dönüşü gel sor bu soruyu bana taaaammm mıııı :'(((
O zaman böyle klavyemi gere gere 55'imden gün alıyorum diyeceğim sana pis pis sırıtarak. :p
Boyunuz kaç? 1.78
Ahaha Allah söyletti hacı ben anlamam. 78'e kadar yolu var demek ki, şimdilik 1.73 ama inanıyorum pilatesle birlikte 1.78 olacağıma. O zaman ne diyoruz Ebru apla biziii pilatese götür..... Al nefes - ver nefes... Huuu haaaaa huuuu haaaaaaaa..... 
Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz? Son numara kazazede.
Hiç anlamıyorum, insanın yüzüne karşı biz seni aslında istememiştik ama kazayla oluncada napalım kader kısmet dedik aldıramadık denir mi? Deniyor blogcan :'( İşte o kazazede benim. :'( Ayıp yahu söylenir mi böyle şeyler cıkss cıkkss cıkss...
En sevdiğiniz şarkı?
Benim hayatımda 'en' kavramı yoktur demiştim di mi? Bir şarkının ömrü kısadır benim için, çabuk tüketirim ama R.H.C.P ve Coldplay şarkılarını genelde severim. Bir şarkıda takılı kalmam, istesem de kalamam zaten bünye kabul etmiyor, sinyal vermeye başlıyor değiştir, değiştir, değiştir diye. Evet, sadakat problemim var bağlanamıyorum. :| Sıradaki...
Sizce sarışın mı esmer mi? Hımmm... Portföye bakınca esmer sanırım. 
Esmer de değil de zenci böyle melez daha doğrusu sütlü çikolata rengi, boncuk boncuk saçlı seviyorum ben aslında yaaaa.... 
Sigara kullanıyor musunuz?
Kokuya karşı çok duyarlıyımdır ben. Sigara değil de kokusu bile yeter beni öldürmeye. :p Dolayısıyla almam alana da mani olmam sanma olurum yani gayette olurum mani.
Kullanmam, kullandırmam... Sana ne ki içerim ben deme getirtme beni oraya blogcan duman avcılarıyııız biz duman duman repliğiyle işkence uygularım sana.
Alkol?  Tabi ki kullanmıyorum. Aynı şekilde kullandırmıyorum. Eski yeşilaycılardan bi ben kaldım zaten. Ona göre ayağını denk al 
Gördüğün gibi no sigarette no alkoooleee, bildiğin temiz aile kızı yani. 
Çayı fincanda mı içersiniz çay bardağında mı? Son olarak böyle bir soru sormanın amacı hesabı ona göre getir garson demek için sanırım. :p Merak etme, merak etmeeee çay içmem ben, hadi yırttın yine hesabı ödemekten. 

Bu arada sevgili deepblueeagle ve lovemeorloveme den yine güzel bir ödül gelmiş. Blogumda almaya fırsat bulamadığım tüm ödülleriniz ve cevaplamaya fırsat bulamadığım tüm mimleriniz için özür diler bu güzel mim ve ödülü listedeki blogcanlarla paylaşmak isterim. :p Aslında mimlemek ve ödülümü paylaşmak istediğim çok blogcan var ama bakıyorum ki ben cevap verene kadar ödül yine herkese ulaşmış (((: O yüzden henüz mim veya ödül yazısını okumadıklarımı yazıyorum listeye bende. (:
Öpüldünüz blogcanlar :*


SİHİRLİSEPET
UNICORN
DENİZ&KAYRA
YOUR STYLE IS YOUR SIGNATURE
MR.E
BİR GÜZEL ÇİFTİZ
VİŞNE ÇÜRÜĞÜ
METALSİMYACI

2 Ocak 2011 Pazar

Potansiyel Enerji

Kalabalık bir arkadaş topluluğuyla buluştum. Çok eğlendik, yedik, içtik, vur patlasın çal oynasın ohhhhhhhhhh sefam olsun demek isterdim ama yalan. İğrenç bir gün geçirdim. Sıkıntıdan patladım çünkü eğlenmek için değil ödevimizle ilgili bir şeyleri toparlayabilmek için bir araya geldik. Son 1 aydır ne hafta içim var ne hafta sonum zaten. Çok sıkıldım artık, şu sömestr gelsin, o zamana dek ben derslerimden geçmiş olayım. :'(
Bu günün ardından şuan feci bir baş ağrısıyla birlikte yazıyorum bu satırları. Gönül ister ki kapa bilgisayarı al eline sıcak çikolatanı, aç şöyle güzel bir DVD, uzan film seyret. Bir dk. ya ben film seyretmeyi sevmem ki hatlar karıştı. Gönül ister ki al eline sıcak çikolatanı kapa ışıklarını sessizce yağan yağmuru seyret pencerenin önündeki rahat koltuğunda... Kim ben mi iyice depresyona sokacaksın beni n'aptın gönül hem yağmur yağıyor da biz mi görmüyoruz. Değiştir. (: Gönül ister ki...
Anlayacağınız üzere gönlüm dahi geçmiş artık. Ne isteyeceğini bilemiyor zavallım. Hiçbir şey mutlu edemiyor zat-ı muhteremlerini...
O değil de bugün o kalabalığın içinde kendimi ilk kez yalnız hissettim. Kalabalık bir mekanda buluştuk. Biz de az sayılmazdık hani bir elin parmaklarından biraz fazla iki elin parmaklarından biraz azdık. Seviyorum kerataları gerçi bakmayın eğlendiğim zamanlarda olmuyor değil onlarla ama eksik olan bir şey var. Ortak çarpan parantezine alamıyorum hiçbir özelliğimizi. Yalnızlık duygusunu tattım ben bugün. Kötü, mutsuzluk verici, hüzünlü bir duygu tavsiye edilmez merak edenlere.
Gönül ister ki yat uyu. Yarın sabaha kadar uyu ama uykularımdan da verim alamıyorum artık. Beynim o kadar meşgul ki uyurken dinlenemiyorum. Uyurken de sürekli düşünüyorum. Hadi canım uydurma bilim tarihine mi geçeceksin kızııımmm deme sakın, uyurken de düşünebilirim ki ben. Bunlarda saçma sapan rüyalar olarak geri dönüş yaparlar bana.
Rüya dedim de son bir şey daha anlatayım sana blogcan. Ortaokul döneminde öğretmenlerimizden biri rüyada insanların ruhları bedenlerinden ayrılır, rüyada gördüğü kişinin ruhuyla birleşir demişti. Tabi atlamıştım hemen o zaman ben rüyamda X'i görüyorsam X'in de aynı anda benimle aynı rüyayı görüyor olması gerekmez mi diye. Bir arkadaşım da yeni rüyasında Richard Gere'ı görmüş. Bir taraftan o "Nasıl yaneee şimdi benim ruhum Richard Gere'ın ruhuyla mı buluştuuuu" diye naralar atıp heyecandan kalp krizi geçirme noktasına gelmişti ki öğretmenimiz "Bi' sus kızım Medanşeri! İnsanların aklını karıştırma, sizin aklınız ermez her şeye" diyerek konuya son noktayı koymuştu. Aslında ben haklı olduğumu düşünüyordum tabi gayette mantıklı bir soruydu öğretmenimizin öne sürdüğü teze istinaden ama "Offfff! peki örrrtttmeneeeeemmmm " demiştim sadece.
Öyle işte blogcan...
Yazının  ana fikrini söylüyorum: Saçmalamabilitesi yüksek olan bir master öğrencisinin ortak çarpan parantezine alınamamış hayatından limit artı - eksi sonsuz yalnızlığa giderken mutsuzluk eksenindeki rüyalardan bir kesit.