???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

27 Şubat 2011 Pazar

Maziden Bir Fırtık


Ankara'da yine sıkıcı bir hava vardı bugün, keyifsiz bir pazar, sadece alış-veriş merkezine gidilebilirdi. Ben de açtım blogumu blog gezmesine çıkayım o zaman dedim. (: Alış-verişe çıkarken çantamı blog gezmesine çıkarken kahvemi eksik etmem yanımdan. Bir blog, iki blog derken ustam geldi aklıma. Ustamı bilirsiniz gerçi o kadar çok lakabı var ki ustam, sunshinem, pamukum, cancağızım ve niceleri... Bilmeyenleriniz için ustam, Fırtonyusum benim 6 yıllık arkadaştan ötem -uygun kelimeyi bulamadım tam olarak arkadaşım desem olmaz, kardeşim desem olmaz, dostum desem olmaz, tek kelimeyle ötem işte - (: Uzun zamandır sağlık sorunları yaşıyordu maalesef ama artık kötü günler geride kaldı çok şükür bin şükür ve bunun bir göstergesi olarak bloga tekrar yazı yazmaya başlamış bulunmakta. Tesadüfen gördüm bugün yazıyı ve nasıl mutlu oldum anlatamam. Bunun üzerine bu yazımı Fırtonyusuma ithaf etmeye karar verdim. (:
Fırtonyusumla ilk üniversitede tanıştık biz ama normal bir tanışma olmadı tahmin edeceğiniz gibi. (: Üniversite açılalı yaklaşık 1 ay olmak üzereydi ve ben daha okuldan içeri adımımı atmış değildim. Hazır devam mecburiyeti yok tabi ki kaçırır mıyım bu fırsatı ASLA! (Herhangi bir şeye devam etmek başlı başına bir sorun teşkil etmekte ya zaten hayatımda o konuya hiç girmeyeceğim.) Sınıftan da tanıdığım bir isim var, bir yakınımın en iyi arkadaşı, dedim ki ha!işte arkadaşım da hazır, öyle arkadaş bulma gibi bir derdim de olmaz, zaten ilk senemde bırakacağım üniversiteyi hayallerimin peşinden koşacağım tekrar sınavlara gireceğim, yuvarlanıp giderim bir yıl işte n'olcak diye düşünüyorum.
Okula gittiğim ilk gün girdim sınıfa zaten yanımda arkadaşım da var ya kafam rahat kimse umurumda bile değil. O beni birkaç kişiyle tanıştırdı o kadar. Çok geçmeden güvendiğim dağlara kar yağdı, tek arkadaşım olabilecek kişiyle anlatsam roman olur cinsinden bir sebeple aramız açıldı, daha doğrusu aramızın açılmasına sebep olundu ammavelakin her işte bir hayır vardır derler ya aynen öyle işte o zaman çok üzülsem de hayırlı bir sebebi varmış sonradan anladım, neyse (:
Bir gün hiç hatırlamadığım bir sebepten ötürü kütüphaneye gitmeye karar verdik. Ben, ilk arkadaş, ilk arkadaşın bir arkadaşı ve Fırtonyus. Zaten üniversitenin kütüphanesine ilk ve son gidişim oldu o. Normalde hayatta gitmezdim ama kader ağlarını örmeye başlamış işte, hayır diyemedim, gittik hep birlikte -ki içeri dahi girmemiştim zaten- ama ilk arkadaş bana tavırlı ya onlar diğer arkadaşıyla önden gidiyorlar, biz de Fırtonyus'la arkadan onları takip ediyoruz, Fırtonyus'la ilk konuşmamızdı, yürüme mesafesi yaklaşık bir 10-15 dk. var fakülte kütüphane arası, yürürken epey konuştuk, kaynaştık pamukumla. (: Sonrasında ilk arkadaşla tamamen kopardık bağlarımızı onla yaşadıklarım Fırtonyus'u kazanmama sebep oldu. (: Nasıl sevdim bu kızı ilk görüşte aşk yani bizimkisi, tam benlik böyle gayet cici, hoş sohbet, düzgün bir kişilik. Birlikte oturmaya başladık, derslere birlikte giriyoruz, ders aralarında birlikte vakit geçiriyoruz falan ohh! keyfimize diyecek yok. Öyle ki ben sabahları kalkamam asla, asla, asla normalde derslerimiz akşam üzeri başlardı ama ilk sene biz Fırtonyusum'la kendimize bir ders programı yapmıştık. 10 dersimiz vardı, bazı günlerin bize kalması için sabah derslerine giriyorduk. Fırtonyus'u o kadar sevmiştim ki anlayın onunla birlikteyken erkenden kalkıp sabah derslerine girmeyi göze almıştım. Sonucunda 4,00'a yakın bir ortalama da beraberinde gelmişti tabi öhööm öhömm övünmek gibim olmasın.
Aradaki boş zamanlarımızda üst kattaki boş sınıflardan birine girerdik böyle gayet ciddi ene kona sohbet ederdik, dünyayı kurup kurup kaldırırdık. Her sohbetimizin bir sosyal mesajı vardı ehuheuheuheuhhe daha cozutmadığımız zamanlardı. (: Sonra sonra havalar ısınınca şimdi 6 yıllık olan mekanımıza gitmeye başladık. :Tüm öğrenciler fastfood zincirlerine, okul cafetaryalarına, cafelere takılırken biz çok ünlü bir pastahane zincirinin okula yakın bir şubesine gidiyorduk. Sor bir neden? Normal şartlar altında öğrencilerin takıldığı mekanları bilirsiniz çoğunda masalar dib dibe, ortam çok sesli, doğru düzgün oturup konuşamazsın, yok o baktı o geçti o attı o tuttu o da hani bana hani bana dedi muhabbetlerinden içimize sıkıntı gelir, insanlar yemek yemek yerine genelde bakışlarıyla birbirlerini yer, böyle bir serbest ekonomi piyasası hakim olurdu genelde, bizim gittiğimiz mekanda ise tek öğrenci bizdik. Genelde çalışanlar, iş adamları, iş kadınları falan geliyordu öğle yemeği için yada böyle kokoş teyzeler günleri için. Tek kakara kikiri biz oluyorduk öyle ciddi bir mekanda. (: Şimdi düşününce ne safmışız mı diyeyim, cahilmişiz mi diyeyim halbuki git kaynaş değil mi arrrrkidaşlarınla? Kendini toplumdan, okuldan soyutlama çabası niye, niye ayrılıyorsun sürüden bırak iletişim kursun senle insanlar.
Bulmuşuz ya birbirimizi kimseyi yanımıza yanaştırmıyorduk, böyle gayet mutlu mesut gidiyorduk. Hayır yani yanlış anlaşılmasın sadece karşı cinsi değil hem cinslerimizi de yanaştırmıyorduk yanımıza. Gerçi sonradan pişman olmadık değil keşke şuna bir şans verseydik, şunu terslemeseydik, şunun konuşmasına izin verseydik, vs.vs. diye ama sözde tabi hepsi. Yoksa hala daha anlatıp anlatıp gülüyoruz. Sonuç: Boşver yavrimu, demek kısmet değilmiş nasip olsa ağzımız dilimiz bağlanırdı di' mi? ((: Yani özümüzde pişman değiliz bu kafayla gene olsa gene yaparız. (:
Dört sene boyunca öyle eğlendik ki sonradan aramıza çekirgemiz de geldi ekip tamamlandı böylece. (: Ben koç, ustam aslan, çekirgem yay burcu var mı bundan ötesi... 3 ateş grubu bir araya gelince ne bileyim böyle Ay Savaşcıları, Powerpuff Girls gibi falan hissediyoruz kendimizi.
Okulda fotokopi çekmeye gittiğimizde hangi bölümde okuduğumuzu, hangi dersleri aldığımızı bizden iyi biliyorlardı, şöyle ki ders notu çektirmek için fotokopiye inerdik mesela beş karış surat tabi biz de dışarıya karşı konuşmaktan aciziz; yok, o hoca size girmeyecek, sizin bölümünüz şu, şu sınıftasınız di' mi, sizin şu notlar işinize yarayacak, biz çekelim şimdi sırada beklemeyin, çıkışta alırsınız derlerdi ve haklı çıkarlardı, almaya giderdik para vereceğiz hangimizde bozuk varsa verirdik ona bile karışırlardı geçen de siz vermiştiniz, o vermişti vs. diye biz her seferinde şoklar içinde geri gelirdik, bunlar bizle ilgili bu kadar bilgiyi nereden biliyorlar diye...
Okulda 5 dk. ders arasında kantine inerdik su, kahve, çikolata almak için mesela, biliyorum yine Dido alacaksınız di' mi?! Hııııı evet, yine içimizden yüzlerce insan var, 40 yılın başı bir şey alıyoruz onu da hatırlıyorlar ne hafıza varmış maşallah diye geçirirdik..
Bir prof. hocamız vardı kulakları çınlasın herkesin tiiiir tir titrediği ilk seferde kimsenin dersini veremediği şu şanı almış başını yürümüş olanlardan, bizdeki de şans ya hem 2. sınıfta hem 4. sınıfta ders almak zorunda kalmıştık aynı hocadan, herkese sınıfa girdiğinde sorular sorardı, sınavın nasıl geçti, kitabı okudun mu, vs.vs. gibi bize geldiğinde birden içine sefgi kelebeki kaçmış gibi olurdu n'aptınız bakalım ha! kuzular derdi, kumrular derdi. Biz yine şok...
Diğer sınıf arkadaşlarımız şu hocaya selam verdim almadı bile diye yakınırken hocalar bizi görünce kendileri selam veriyordu, naber kızzlaaarrr?! ihiihihi sağolun hooocammm... kızlar korosu (:
Normalde okul giriş-çıkışında güvenlik var malum ve kartlı sisteme geçene kadar onlar kimlik kontrolü yapıyorlardı sonradan dııııttttlatıp geçmeye başladık gerçi ama o zamana dek kimse çıkar kimliğine bakacağız demedi. İnsan kendini bir tuhaf hissediyor acaba çok mu saf salak görünüyorum, nereden biliyorlar belki kötü biriyim, belki öğrenci bile değilim, ne oluurrr ne oluurr benim kimliğimi de sorun diye geçiriyordum içimden ama nafile...
Sanki okulda bizi koruyan kollayan gizli bir güç var gibiydi çok komikti, biz kendimizi tamamen soyutlamıştık okuldan sadece derslere girip çıkıyorduk, üçümüz dışında öyle muhatap olduğumuz kimse bile yoktu doğru dürüst merhaba- merhaba yalnızca ama okul bizi ısrarla bağrına basıyordu, hatta bulaşma oğlum bunların arkası sağlam havası hakimdi. Bir türlü çözemediler nasıl insanlar olduğumuzu, efsanelere konu olacak cinsten. (:
O zamanlar acaba paranoyak mı olduk bize mi öyle geliyor diye bile düşünüyorduk zaman zaman ama mezun olunca işte çeşitli kurslar da, vs. karşılaştığımızda okuldan birileriyle ilk konuşma sonrası yüzlerindeki ifadeyi görmeniz lazım, 'benimleee konuştuuu, benimle konuşştu' Ardından gelen cümleler paranoyak olmadığımızın belirtisi oluyordu genelde... (:
Şimdi her aklıma geleni buraya yazacak değilim herhalde ama Fırtonyusum eminim sen bu satırları okurken anıllaaarr anıııılar şimdi gözümde canlandılarrrr oldu ve aklına kim bilir daha neeeeeler neler geldi. (:
Gerçekten çok güzel, garip, eğlenceli dolu dolu bir dört yıl geçirdik daha da eğlenceli olabilirdi gerçi ama neeeyyyyyseeeee.... ehuhuehueheuhe
Bu kadar fırtonyus demişken buyurun linki efendim. (: Bir ara fırtonyusun da nereden fırttığını anlatırım size tam olur. (:  http://firtonyus.blogspot.com/

8 yorum:

  1. ne güzeeeel.
    ne tatlı bişi bu arkadaşlığınız.
    hala aynı üçlüsünüz ha.
    yani hala aynı şehirde beraber misiniz.

    YanıtlaSil
  2. evet deep teşekkür ederiz. (:
    bu seneye kadar aynı şehirdeydik artık biraz açılım yapalım dedik çekirgeyi Eskişehire transfer ettik iş için :p
    Artık Eskişehire de bir kapı açmış olduk böylece kendimize hihihi (:

    YanıtlaSil
  3. 2 ankara bi eskişehir yani.
    eh ama eskişehire gidersiniz. ne güzel. nefis şehir. ah orada öğrenci olmak vardı
    :)
    bugünlerde çok hareketli. büyükerşen nedeniyle. seçimler yüzünden çok hareketlenmiş. :)

    YanıtlaSil
  4. bu bir uyarı mesajıdır (:
    potur yeni resim eklemişsin yan tarafa yalnız, mozılla fırefoxtan gırınce nete o kız yazının buyuk kısmını kaplıyor ve yazın okunmuyor....okuyamadım yazıyı:/

    YanıtlaSil
  5. Allah herkese böyle can ciğer kuzu sarma arkadaşlar nasip etsin inşaallah :)

    YanıtlaSil
  6. deep aynen öyle oldu (: işe başlamasından ziyade eskişehir'de başlamasına daha çok sevindik neredeyse :p

    Momolum mozilladan da girdim, chrome danda, explorerdan da ben de öyle bir hata vermiyor, resim de yazı da yerli yerinde duruyor bilemedim şimdi ...

    SİHİRLİSEPETİM inşallah canım benim (:

    YanıtlaSil
  7. Arkadaşım, blog sayfana girdiğimde bayağı bir süre açılması için bekledim.Ayrıca yandaki kıvırcık saçlı kızn saçları arasına karışmış yazın okuyamadım. ha birde izlediğin blogları iyi hoş koymuşsında inan onlarında yerleşmesi falan derken çok geç açıldı sayfan. bilgin olsun dedim..not: yazını okuyamadım..

    YanıtlaSil
  8. bi not daha bende google choromeden girdim aynı momol gibi okuyamadım yazıyı

    YanıtlaSil

Yormadan Geçme (;