???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

26 Aralık 2010 Pazar

Kim Dedi Sana Master Yap!!!

3 haftadır kabus yaşıyorum bildiğin. Olmaz olasıca bir dersim var. Öğretmeni dersen ayrı bir tuhaf. Öyle bir şey istiyor ki ne istediğini kendisi bile bilmiyor. Daha doğrusu her şeyi istiyor. Bildiğin her şey yani, aklına gelen gelmeyen her türlü şey.
Başa gelen çekilir dedik kabullendim başlarda. Sonuçta yüksek lisansı kendim istedim, bu sefer kem küm etmek yok diye söz verdim kendime ama olmuyor işte. Çıldıracağım. 3 haftadır hafta sonlarım yok, bildiğin yok yani. Eve kapanıp düşünmekle geçiriyorum tüm zamanımı, sonunda da hiçbir şey yapamayıp üç kat çıldırıyorum. Allah'ım sen sabır ver bir de şu dersten geçebilmem için şans. Hiçbir ders karşısında bu kadar aciz hissetmemiştim kendimi. :( Anlatsam anlatılmaz, kelimeler kifayetsiz kalıyor, afakanlar basıyor. Sabır + şans en büyük dileğim...

***
Kız arkadaş gibisi yoktur. İyi bir kız arkadaşın varsa terapiste gitmene gerek yoktur. (: Çok şükür gerçekten sevdiğim arkadaşlarım var hayatımda, az ama öz denebilir 
cinsten. Bir derdim, kafamı kurcalayan bir şey varsa  anlatabileceğim, fikir danışabileceğim, beni rahatlatan bir ustam var benim. Evet, bildiğin usta... Kendisi hayatı nirvanaya 5 kala modunda yaşıyor, Tibet'e gidip gelmiş olduğunu düşünüyoruz (: Bir insan her şeyimi bilir arkadaşım ya, nasıl diyeyim böyle gözünün içine bakar, sen söylemeden şak şak söyler derdini, sevincini. (: O usta biz çekirge modunda yaşıyoruz hayatı. Canım ustam, Pamuk'um benim son dönemlerde sağlık sorunları yaşıyor. Onun sağlık sorunları yaşıyor olması benim de otomatikman ruh sağlığımın bozulmasına sebep. Neyse ki zor dönemi geride bıraktı, iyileşme yolunda adım adım ilerliyor. Allah'ım acil şifalar versin cancağızıma. O sağlığıyla uğraşırken ben böyle saçma sapan konularda açıp konuşamıyorum onunla. Bir terapiye ihtiyacım var çok feci, herşey üstüme üstüme geliyor ama onu rahatsız etmek istemediğim için herşeyi içimde yaşıyorum. :( Ailemle her konuyu paylaşırım, bizim ailede öyle ayıp mayıp yoktur pek ( ahlak-edep-haya çerçevesi içinde tabi :p) ama bazen dışarıdan bir göze ihtiyacı oluyor insanın. Bir konu hakkında aile bireyleri dışında yorum getirilsin istiyorsun konuya daha objektif bir gözle. İşte ustam benim bire birdi bu konuda :( O yokken yalnız hissediyorum kendimi.  Özledim çok. :( Pamuk'um sen iyi ol bir an önce, hem bak neler neler var sana anlatacağım, bir bilsen... (:

***
Eskiden TV diye bir şey vardı... :|

18 Aralık 2010 Cumartesi

Fıkra Olduk...

M: Medanşeri
HM: Haddini Bilmez Müşteri
ŞM: Şaşkın Medanşeri

HM:
- Ben bir hesaba para yatırmak istiyorum ama hesap numarasını bilmiyorum.
( Bir kişinin hesap numarasını söylemeyi bırakın, 3.bir şahısa bir başkasının hesabının var olup olmadığını söylememiz bile yasak etik bankacılık sonuçta. Dolayısıyla kişinin gerçek niyetini öğrenmek için sorular soran ben.)
M:
- Ne için para gönderecektiniz, ne kadar gönderecektiniz, kime gönderecektiniz, vs.vs.
HM:
- Yabancı değil ya kardeşime gönderiyorum. O dediydi zaten git yatır hesabıma diye.
M:
- Peki kardeşinizin T.C. kimlik no.sunu alabilir miyim?
HM:
- Bilmem ki.
(Ben içimden madem kardeşin aç sor diyorum tabi sosyal maskemin altından ama sosyal maskem tüm bunları filtreliyor karşı tarafa şu şekilde geri dönüş yapıyor.)
M:
- Peki o zaman kardeşinizin adı-soyadı.
HM:
- Bla da Bla
M:
- Baba ismini alabilir miyim?
HM:
- Baba Bla
M:
- Aynı kriterleri sağlayan birden fazla müşterimiz var, doğum tarihini alabilir miyim?
HM:
- Bilmem ki. Benden şunca yaş küçük işte sen hesaplayıver.
(Ben bu arada mevcut müşterilerden ilgili şartlara uyanları tarıyorum tabi sonunda bir tanesinde karar kıldım, dedim kesin bu kişidir. Teyit almak, emin olmak için şu bilgileri iletiyorum karşı tarafa.)
M:
- Anne adınız Anne Bla, doğum yeriniz Blaköy, adresiniz blakent bla mah. değil mi?
HM:
- Evet, evet...
( Sonunda yüzünde o pis sırıtışıyla gevrek gevrek....)
HM:
- Vallaaaa kardeşimi benden iyi tanıyorsunuuuuuzzzzzzz. (Sinsi gülümseme)
ŞM:
- dfjfklsklormfmdwejırhnendlweişwqlşjfmmxqwdffiğüfrddç
(tabi bunları yine sosyal maskemin altından söyledim karşı tarafa hiçbir şey belli etmedim, mecbur duymamazlıktan geldim, işim gücüm yok ben boş vakitlerimde senin kardeşinin çeterisini tutuyorum zaten... Pes bu kadarına pes... )
O an çok sinirlendim tabi ama sonrasında hatırladıkça epey bir güldük iş arkadaşlarımla... (((:

16 Aralık 2010 Perşembe

16.12.2010:Heeppiii deee börrttdeyyy tuuu yuuuu, hepii de börrttteyy tuuu yuuu



Bugün aplacığımın doğum günü. Dolayısıyla bu postumu ona ithaf etmek istiyorum. 
(:  (Bizde abla, abi kavramı yoktur gerçi, ailede herkes birbirine ismiyle hitap eder. Neden diye sorma, yargılama ama öyle. O yüzden hemen bir lakap takmam gerekiyor diye düşündüm veeee onun nefret ettiği lakap olan Pembe Panter'i uygun gördüm kısaca da pemb diyeceğim daha da kısaca pmp ve en sonunda sade ve sadece P diyeceğim kızma aplacııııımmmmm :p )
P ile aramda 8 yaş var benim. Dolayısıyla ben çocukken o çoktan ergen triplerine girmişti. Benimle hiç oynamazdı, hatta konuşmazdık bile. Hep odasında takılırdı tipik ergen durumları işte. Bunalım hatun. O dönemlerde P diye bir ablamın olduğunun bilincinde bile değildim hatırlamıyorum bile onu. Hiçbir çocukluk anımın içinde yok kendisi. Acı ama gerçek P'cim kusura bakma. (:
Sonra zaten ben ilkokula başladım o üniversiteye, başka bir şehirde okudu üniversiteyi, o yüzden yine bir iletişim kopukluğu vardı aramızda. Sonra ben ortaokul-lise yıllarındaydım, o mezun oldu işe başladı. Yine hiç iletişimimiz yoktu kendisiyle. Sabah ben okula o işe giderdi. Akşam olunca da geç gelirdi zaten, ben ise kendi dünyamdaydım, ergen psikolojisi bana devrolunmuştu. Aynı evi paylaşan 2 yabancı gibiydik.
Arkadaşlarım nasıl deli olurlardı ama P için. Nasıl severlerdi onu!!! Benden çok P'yi severlerdi. Sözde benimle konuşurlardı her iki laflarından biri P. P çok güzel, P çok şık, P çok anlayışlı, P çok zeki, P manken gibi, kısaca o bir süper P idi yani. Bana hep P gibi bir ablan olduğu için çok şanslısın derlerdi, halbuki bilmezlerdi ki P benim için herhangi biri. Hiçbir özel paylaşımımız yoktu kardeşlikten öte gelen.
Bir gün okuldan çıkmışız arkadaşlarımla yürüyoruz böyle yolda karşıdan biri geliyor. İçimden offf yaaa kıza bak dedim, yüz kişilik insan kalabalığının içinden hemen fark ediliyor, boyu posu, giyimi, tarzı, duruşu, kim ki ya bu falan diye düşünürken yaklaşınca bir baktım meğer bizim P bu.(: Çok gülmüştüm o gün kendime insan bu kadar mı yabancı olur kardeşine diye ama arkadaşlarımın söyledikleri tüm güzel sıfatları neden hak ettiğini de anlamıştım. İlk kez dışarıdan alıcı gözüyle görme fırsatım oldu böylece kendilerini. Gel zaman git zaman P evlenmeye karar verdi. İyi Allah mutlu mesut etsin dedim. Lisedeyim o dönem. Her şeyin laylaylomundayım tabi. Erkek tarafı kız almaya gelirken biraz gecikti, ben böyle evde şebek gibi ahahahhaa vazgeçtiler, biliyordum, biliyordum falan diye dolanıyorum. Hiç ablası evlenen genç kız modunda değilim yani. Neyse sonunda geldiler bunlar P'yi almaya. P gelinliğiyle evden çıkıyor (ki laf aramızda hayatımda gördüğüm en güzel, en sade, en duru gelinlerden de biri olur kendileri.) o an dank etti her şey. Ben bir başla ağlamaya ama nasıl. Hayatımda hiç o kadar çok ağlamamıştım. Susturamıyorlar beni. Nikah salonuna gidene dek ağladım, salonda ağladım, durduramıyorum. Evlenip şehir dışına yerleşecekti gerçekten birleşmeden ayrılmış olacaktık yani. Ne çok ağlamıştım, artık gözümden yaş gelmiyordu, o gün ertesi gün, o hafta, yas ilan etmiştik yani. Dişlerim sızlıyordu artık. Yengem P'nin arkasından bahçemizdeki ağaçlar için sanki bana geliyor ki bu ağaçlar bile ağlıyor demişti. Hiç unutamam o anı.
Velhasılı kelam her şerde bir hayır vardır hesabı P evlendikten sonra yani onu kaybettikten sonra değerini anladım. Ve aslında kaybetmediğimin aksine o gün kazandığımın bilincine vardım.
Yaklaşık 18 yaşımdan sonra P benim hayatımın vazgeçilmez bir parçası oldu. 2. annem desem derim o kadar yani.
Hem ablam, hem annem, hem sırdaşım, hem arkadaşım, hem dert ortağım, hem maddi-manevi destekçim, hem sponsorum, hem fikir danıştığım, hem evini otel gibi kullandığım, hem en çok güldüğüm, hem en çok güldürdüğüm, hem pastalarını en sevdiğim, hem her defasında yoksa bir kardeş miyizzz diye tepki verdirttiğim, hem bana en çok 'ssalak' diyenim ('s'deki vurguya dikkat), hem en eleştirmenim, hem en nazımı niyazımı çekenim, hem birlikte yatırım yapacağım, hem 30'u devirenim, hem sen hep genç kız gibisin merak etme dediğim, hem hem de hem hem yani..... (((: canım P'cim doğum günün kutlu olsun, iyi ki doğmuşsun hatta iyi ki doğurmuşsun. (:
Daha da önemlisi iyi ki benim ablamsın... Ohhh kıskanın işte sizin böyle süper P bir ablanız yok. lalalalallalalalallalalaaaa.... (((:
Canım kardeşim benim Allah ayırmasın sevenleri, bak hep diyorum insana ne fayda varsa kardeşinden var, gutguturunamı kardeşsiz bırakma bu notu annem yazdırmış gibi oldu ama öyle büyükler ne diyorsa doğrudur. (:
P bugün benden özel istek istemişti telefonda Simge bacımızdan heppiiiiii de böörttteyy tuu yuuu heeeppiii de bööörrttteyy tuu yuuu parçasını, iş yerinde olduğum için isteğine karşılık verememiştim. Akşam da okula gitmem gerektiğinden yüz yüze kutlama yapamamıştım. Ama merak etme P'cim dediğim gibi hafta sonu ıslatırız merak etme sen. 
Bu da sanal hediyen appplaaaccccııııııııımmmmmmmm..... :* kisss kissss kissss, love loveee loveeee, kisslove kisslove, kisss... Bak senin için tribünlere bile oynadım ((:

12 Aralık 2010 Pazar

Karlar Düşer Benden Fırsat Kalırsa

Kardan melek olamadım ben hiç. Küçükken annemler izin vermezdi kalk yatma karlara hasta olacaksın diye, şimdi zaten büyüdüm büyüdüm kooocaman oldum, 4 yeğen sahibi bi' teyla oldum olamam melek falan utanırım da kara yatmaya 2.80 ki malum artık eskisi gibi geniş alanlar yok, benim kardan melek olabilmem için şimdiki apartmanımızın bahçesi de müsait değil zaten. Geçti borun pazarı yani nereye sürersen sür eşeği.
Melek olamadım belki ama Ankara'ya gelene dek güzel kartopu savaşları yaptım, kardan adamlar yaptım, yavru köpeklerimin ilk karı gördükleri ana, o heyecanlarına tanık oldum ki anlatılmaz yaşanır cinsten bir mutluluktu bu. Korkmuşlardı ilk başta söylemesi ayıp çişlerini yapmışlardı hemen bembeyaz kara. Neyse karın keyfini bilirim yani.




Hayatım boyu imrenmişimdir şu kaykaycılara,patencilere,snowboardcılara... Nefesimi tutup izlerim o kadar yani. Karda şu foto'ların bir parçası olmak için neler vermezdim...

Lakin ben düz yolda bile yürümesini beceremeyen bir şahsiyet olduğum için bu foto'ların içine girince fotolar bu hale gelecekti şüphesiz. (:





Dengesiz bir insanım vesselam...  Dolayısıyla sakın gülme tamam mı blogcan eğer sen karda böyle güzel güzel yürürken yanından geçen pardon yuvarlanan bir çığ görürsen o benimdir işte. Yani anlayacağınız karlar düşer düşer tabi de benden fırsat kalırsa.... Bekle beni ilkbaharrrrrrrrrr... (:

9 Aralık 2010 Perşembe

:O:):(:p:D(H):@:$(;

 Kar geliyormuş duydunuz mu? Eskiden olsa pek çok severdim kendilerini ama artık kar demek ulaşım sıkıntısı demek benim için. Keşke yine tatilde olsam karlar yağsa ben mutlu olsam. Kar haberleri beni hem üzüyor, hem mutlu ediyor, hem heyecanlandırıyor, hem kızdırıyor, hem....
Tüm bu ruh hali döngüseli için sol baştan say blogcanım... 
 * Anladın sen onu gülümsemesi çünkü nereden baksan 4 aydır yazıyorum az çok tanıdın artık beni. Sen anlamazsan kim anlayacak blogcan silkelen kendine gel.
* Karamsarım gülümsemesi çünkü derslerimden geçip geçmeyeceğim hala bir muamma ve ben çok sıkıldım artık.
* Mutluyum gülümsemesi çünkü yarın cuma daha ne olsun.
* 32 dişimi çakar da kötü kötü sırıtırım gülümsemesi çünkü kesin bir muzurluk yapmışımdır. (bakınız: işten kaçmak  )
* Çok pis şekil yaparım gülümsemesi  çünkü hafta sonu siparişini verdiğim cicilerim gelmiş mağazada beni bekliyorlarmış.
* Gözümü para bürüdü gülümsemesi evet çünkü malum bankacı ve yıl sonu hedefleri ikilemi arasında sıkıştım kaldım. Şiişşştt blogcan var mı bakıyım bir bankada birikimin, üçe beşe bakmam damlaya damlaya göl olur sen getir mevduatını bize. 
 * Kızgınım gülümsemesi çünkü sırf sabah erken kalkmak zorunda olduğum için erken yatmak zorunda olmaktan nefret nefret nefret ediyorum.
* Melekim gülümsemesi çünkü öyleyim yani kusura bakma yapabilecek bir şeyim yok, huyum kurusun :D ( bak yine kötü kötü sırıttım 32 dişimle gördün mü)
* Öperim gülümsemesi çünkü biz Tarkan yakalarsam muuuuaahhaaaa kuşağıyız. Affetmeyiz yani kaç kurtar kendini nihahahahha.
* Korkakım gülümsemesi çünkü evde tek başıma kalamıyorum. Tabi bu titrek titrek bakışlar Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesinin habercisi de olabilir bilemem.
* Üzgünüm gülümsemesi çünkü tatile gitmek istiyorum çook hem de çook ama imkansız izin alamam. :(
 * Çok utandım kendimden gülümsemesi çünkü en yakın arkadaşım ameliyata girdi ve ben ertesi gün aradım. O gün arayamadım. Rezilim ben. Dora gelsin kınasın beni "Medanşeri ayıppp sanaaaa Medanşeri ayıp sanaaaa" Bu durumda arakçı ben oluyorum tabi. :p Yeğeni, çocuğu olmayanlar varsa karışmam açın bulun izleyin Dora'yı. (:
* Esnemeyle karışık bir şaşkınlık belirtisi içindeyim gülümsemesi çünkü çizen kişi düzgün çizememiş. Benim suçum değil yani karışmam.
* Şaşkın şebelek saf saf dolanırım ortalardaki gülümsemesi çünkü bu genel ruh halimdir aşık olmama gerek yok yani bunun için. Yanımda olur biter her şey Medanşeri gördün mü, duydun mu n'olmuş derler. Kim,nerede,ne zaman,nasıl,neden diye başlarım saftirik saftirik.
 * Susarım gülümsemesi  çünkü kavga çıksın istemiyorumdur, birini kırmak istemiyorumdur, konuşursam ağlarımdır büyük ihtimal o zaman susarım yoksa zor. Susmam susturmam... 
* Ağlarım gülümsemesi çünkü sinirliyimdir. En çok sinirliyken ağlarım. Sevdiğim biri göz göre göre hata yapıyorsa engel olamıyorsam ağlarım. :( Ağlarım ağlarım ama çaktırmam, ağlarken dışım 9'8lik içim makberdir yani.

Öyle işte o zaman hep birlikte...

Hey oh listen what I say oh, come back and
Hey oh look at what I say oh
The more I see the less I know
The more I like to let it go...hey oh, whoa.... ((((:

6 Aralık 2010 Pazartesi

VARAN 1

Sonunda olduuuuuuuuuuuu.... Bugün ilk sunumumu yaptım. Biri gitti kaldı 4.  Nasıl yani deme, toplam 4 dersin yok muydu zaten de deme. Artık double ödevlere geçtik blogcanım.  Bugünkü sunuma gelmeden önce sunumuma hazırlanmam gerekirken ben tüm haftasonu deli gibi alışveriş yaptım. Cumartesi bir alışveriş merkezini pazar günü başka bir alışveriş merkezini fethettim desem yalan olmaz. Sonrasında ise kendi nişanına bile gitmeyi düşünmeyen ben, bir nişan merasimine katıldım. (: Beni gören herkes şok tabi. Nasıl yani bu medanşeri mi inanmam modunda. Düğünle dernekle nişanla kınayla işim olmaz benim. Çok ciddiyim kendi düğünüme bile gitmeyeceğim. Düğün istemiyorum ki millet tutturmuş olmaz da olmaz diye öyle. Çok meraklılarsa gitsinler, yesinler, içsinler, eğlensinler düğünüme. Sırf onlar için organize ederim bir şeyler yeter ki beni bulaştırmasınlar. (: Böylece gelinsiz düğün olarak tarihe geçeriz.
Evlenmeyi hala düşünmeyen ben hafta sonu ilk defa kendim için sevimli tuzluk-biberlik takımını  aldım cats by luyanodan . Amacım kendim değildi aslında alırken çok beğendim ve aldım ama eve gelince annem direkt iyi dursun bunlar senin çeyizine kalsın moduna girince kendime çeyiz almış oldum bende. Ben yaaa ben hala inanamıyorum. (: Öyle kendimi bile şaşırttım bu hafta sonu sonra da kredi kartımı şaşırttım biraz.O POS'tan bu POS'a gir-çık garibim hala şokta. Kullanılabilir limit falan hak getire. Bir dönem kendisine ulaşılamıyor. Bu şoku atlatabilmesi için ay sonuna kadar beklemesi gerekecek biraz. (:
Öyle işte dolu dolu bir haftasonu geçirdim anlayacağınız dolayısıyla çalışmaya fırsat kalmadı tabi bugün işte çalışıyım biraz dedim. Demez olaydım. Ne güzel sessiz sakin gidiyorken birden ben böyle der demez insan silsilesi aktı şubeye. Hay Allah'ım tut bi' çeneni di' mi tut ama yok cikk cikk konuşursam olacağı bu. (:
Velhasılı kelam bugün sunumumu da yaptım mutluyum. Bir an kendi sesimden tiksindim, bitsin artık bu çile dedim hem içimden hem dışımdan.  İlk başlarda böyle güzel güzel anlatıyorken laf lafı açtı laf lafı açtı uzadı tabi konu sıkıldım ben de gelemem öyle sıkıya. Sonlara doğru bir gör beni taramalı tüfek gibi anlattım. Medanşeridir ne yapsa yeridir dediler sağ olsunlar onlarda. Şimdi burada ne işim var bilmiyorum aslında yarına kadar yetiştirmem gereken başka bir ödevim var. O yüzden şimdilik blogcanım buralar sana emanet, dua et bana tamam mı, ye-dua et-sev 3'lüsünden yemesen, sevmesen de dua et (:

Haftasonu yine biri Şehrazat'a benzetti beni nam-ı değer Bergüzar Korel. Üniversite yıllarında bu Binbir Gece ilk medyatik olmaya başladığında önce en yakın arkadaşlarım sonra da tüm diğerleri tarafından sıklıkla benzetiliyordum ama hayretler içindeyim tabi. Yok ya ne alaka, size öyle geliyor diyordum millete. Sonra sadece yakın çevrem değil sokakta gören ya da ilk defa tanıştığım kişilerden de aynı benzetmeyi duyar oldum. Bana kalsa uzaktan yakından alakamız yok. Farklı bakış açılarıyla bakıyorum aynı şu fotolarda olduğu gibi yine benzetemiyorum derken kesilmişti bu benzetmeler dizi bitince ta ki bu hafta sonuna kadar. Yine ne kadar çok benziyorsunuz demeye başlayınca millet ben hemen böyle lafı değiştirme çabası içine giriyorum. Yok yaaaawss, ehee eheee teşekkür mü etsem bilemedim şimdi, asıl o bana benziyor haahaayytt,vs.vs.vs. gibi o anki ruh halime göre saçmalamaya başlıyorum hemen kıpkırmızı bir surat ifadesiyle.

1 Aralık 2010 Çarşamba

MİMDİR MİM -7-

Şu dönem çoooooooook yoğunum malum sömestra çok az bir vakit kaldı. Dersler, ödevler, projeler coştu desem yalan olmaz. Eee! Bir de yıl sonu geliyor işimle ilgili de ciddi anlamda hedefler, projeler var, seneyi başarılı bir şekilde geçirmiş olmamızın simgesi adeta yıl sonu verileri. Dolayısıyla aklımı oynatmaya beş kaldı blogcan. O sırada seni de ihmal ettim tabi biraz ama olur o kadar, sen anlarsın beni.
Sevgili deepblueeagle önce şahsım bir lacivertkolik olduğundan deepblue sıfatıyla dikkatimi çekmişti, ayriyeten bir BJK'li olarak eagle ifadesi de 12'den vurmuştu. O yüzden genelde 'deep' demeyi tercih etseler de kendisine ben o sonundaki eagle ifadesini kullanmadan içim rahat etmiyor. Dolayısıyla her seferinde deepblueeagle diyorum uzuuuun uzuuunn....
İlk zamanlarda dikkatimi ismiyle fazlasıyla çekmişti ama sonra yazdıklarıyla ve o çok değerli yorumlarıyla isminin önüne geçti. Bloguna girer girmez o sadeliği ve derinliği net bir şekilde hissedebiliyor insan. (;
İşte deepblueeagle den yine güzel bir mim gelmiş.

Konumuz:  “Size göre aşk nedir? Bir ilişkiden neler beklersiniz?”

Benim için cevaplaması oldukça kolay bir mim olmuş çünkü aşk terimi  benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Diyorum ya benim mantığım duygularımdan öndedir hep diye. Kalbim aklımın önüne geçemez pek. E! aşkın olduğu yerde mantık ne gezer. Hep sayısalcı olmamdan kaynaklı sanırım. Benim için hayat 2*2=4 gibidir. Hayatımın her anının mantık çerçevesi içinde olması şart. Benim dışımda gelişiyor bu durum ben istediğim için değil, aksini istesem de yapamıyorum zaten.  Dolayısıyla bir ilişkiden de beklentim yok. Tek beklentim saygı, saygı varsa sevgi de peşinden gelir diye düşünüyorum. Ne kaaaa yanlış nee kaaaa yanlış düşünüyorum di' mi biliyorum ama öyle işte yapacak bir şey yok. Bir de diyorum ya ben böyle sıkılgan bir şahsiyetimdir. İnsanlardan, olaylardan, durumlardan, hemen hemen her şeyden çok kısa bir süre zarfı içinde sıkılıyorum. Çok çabuk tüketiyorum her şeyi. Bir beklenti içine girebilecek zamanı bile tanımıyorum çoğu kez. Dolayısıyla nokta bitti. (:

Immhh tabi sen şimdi aşka inanmıyor musun yani diyorsan; Sordum sarı çiçeğe modunda, gel gör beeeeni beeeni modunda, ne olursan ol gene gel modunda dünyevi tüm özelliklerden arınmış nirvanaya 5 kalmış bir şekilde vardır herhalde bir yerlerde... Bize uğramasa da.

İşte böyle ben söylemesi ayıp ruhsuzum biraz. :*

Ne zamandır kimseyi mimlemememin vermiş olduğu heyecanlaaaaa ilk olarak;
Sevgili
kitapkurdu
Deniz.Kayra
Yeritimli Karanfil
İlknur
Sihirli Sepet
!!!8ex-en8!!!
GÜL'ÜMSE
UNICORN

Listenin devamı var aslında ama vaktim kalmadı yazmaya dolayısıyla bir kez daha tüm blogcanları mimliyoooruuuuuuummmmmmmmm..... (: