???

Fotoğrafım
Bildiğin çikolata... Yokluğunda canın çeker, görünce için gider, fazla yediğinde geri döner, her koşulda seni deli eder :) İletişim: medannseri@gmail.com

Çikolata Severler...

26 Eylül 2010 Pazar

Pazar Saçmalaması

Yükseklisans ders programım belli olmuş pazartesi, salı, çarşamba, perşembe... Haftanın 4 günü üstüste dersim var ama okul ne zaman başlıyor bilgim yok.  Bir de haftaya olacak şu kıdem sınavı var aklımda. Canım hiç çalışmak istemiyor her zaman ki gibi.  Bir taraftan da diyorum al işte sana pratik, sen bi tek sınava girmekten acizken yükseklisans zamanı 4 dersi nasıl halledeceksin?! O yüzden bugün ders çalışmaya karar verdim banka sınavım için. Bankacı olmak bu yüzden zor işte, sürekli sınavlar sınavlar hiç bitmiyor. Sanki tıp okuduk mübarek bu ne ya?! Sürekli güncellenen değişen mevzuat, yasalar da beni gördü sanırım çek yasası, vs. hepsinde değişim rüzgarları aldı başını gitti. Tam birşeyi öğreniyorum pat değiştiriyorlar. O yüzden tam koyvermiştim öğrenmiyordum nasılsa yenisi çıkacak ben en yenisini öğrenirim diye, noldu hissettiler mi ne sınava çağırdılar. (:
Neyse gidip sınava girmek, sınavdan geçip kıdem artırmak boynumuzun borcu oldu artık. 'Go Medanşeri go!' diyorum.
Hatta keşke bunu Bugs Bunny söylese 'Buralarınn büyüğüüü o birrr başkaaa Medanşerriii Medannşerii çoook yaşaaaa' diye.

Neyse işte gündem aynı yani değişik bir şey yok...

Değişik olan tek şey bugün pazar gününün hatırına Limonlu Cheesecake yapmam cidden ya, şaka değil. Pek beceremem sanıyordum ama söylemesi ayıp ıımmmhh! çok leziz oldu. Aştım artık sanırım kendimi.
Sonra bir de hem yükseklisans hem öğrenim kredisi derken gider bütçesi yapmam şart dedim ya, şeytan dürtüyor. Çok pis alış-verişim geliyor. Almamam gerek dedikçe her şeyi alasım geliyor.
Her bayan gibi ayakkabı ve çanta delisiyim. Neden böyle ya, bilim adamları bu çılgınlığa dur diyecek bir şey geliştirsin istiyorum. 

Not: Resmin yazıyla fark ettiğiniz gibi uzaktan yakından bir ilgisi yok ama konudan anlamanız gerekiyordu, pazar saçmalaması diye baştan uyarmıştım sizi (:

23 Eylül 2010 Perşembe

Hayırdır İnşallah

Dün gece bir rüya gördüm bir rüya gördüm; annemle Nafişin rüyalarını geçtim o derece... Rüyamda evleniyordum tam evlenmek değil de evleneceğim adamı görüyorum desem daha doğru olur. Hatta öyle ki üzerinde böyle mavi bir T-shirt var, renkli gözlü, öyle çok boylu poslu değil (ki ben boylu poslu olsun isterim 1.80'den aşağı ise hiç olmasın derim hatta, ben de epey uzunumdur çünkü), neyse işte ene kona gördüm çocuğu. Çocuk iyi hoştu falan ama hiç böyle benim tarzım gibi değildi. Öyle kriterlerim yok gerçi henüz, diğer kızlar gibi toz pembe bir dünyam da yoktur zaten. Romantik değil de oldukça fazla rasyonalistim ben. Duygularım mantığımın önüne geçmez pek. O yüzden rüyamda çocuk pek içime sinmiyor ama rüya olduğunun bilincinde olduğum için 'Amaaann boşver Medanşeri rüya zaten gerçek değil ki' diyordum kendime. Uyandım ama çocuğu görsem tanırdım o an. Şimdi görsem hatırlamam pek. 

Mutluydum gerçi ama diyorum ya mantığım hep daha ön plandadır benim. Aşk değil mantık evliliği yapabilirim sanırım sadece ki o da becerebilirsem eğer...
Hayatımdaki önceliklerim arasında evlilik hiç yok şu vakit. Önce yükseklisansı bitireceğim, öğrenim kredimi bitirmeden hele evlilik hayali bile kurmam bir de evlendikten sonra uğraşamam kendisiyle, sonra bir birikim de yapmam lazım öyle pat diye de evlenemem evlendikten sonra olur mantığıyla. Şuan için baba evimde rahatım iyi çok şükür. Evlilik falan bana ters geliyor ama şu lanet mahalle baskısı bu konuda da baş gösteriyor. Millete anlatamıyorum derdimi mezun oldun mu elin iş tutmaya başladı mı potansiyel gelin gözüyle bakıyorlar ya adama deli ediyorlar beni. Halbuki insan belli bir olgunluğa gelince evlenmeli evlat sahibi olmalı bence. Evet biliyorum, kadere sonsuz inanıyorum kaderse illa ki ben şimdi bile yok desem de yarın evlenmiş de olabilirim o ayrı bir mevzu ama yine de zor bu işler azizim zor. (:
Bak eskiden görücü usulü varmış ne güzel, kıza sormadan yap yuvasını. Yok eğer kıza sorarsan bak benim gibi feministin önde gideni olursun milletin başına.
Zaten ben daha küçükkenden beri babamın bir tezi vardı: "Kızını çok okutursan ev kadını değil bilim kadını olur" diye. Kendi kızından çıktı işte. ((:
Sonuç itibariyle gelin ata binmiş ya nasip demiş değil mi blogcanlar?!!! Hadi hayırlı kısmetcağızlar her birinize...
Gökten de 3 elma düşsün bari ya da beyaz atlı prens bilemedim artık. Tahmin edersiniz ki biri bana (nihahahaha! yaşasın bencillik) geri kalanları da siz aranızda bölüşün cancağızlar. (((:

21 Eylül 2010 Salı

Şimdi Okullu Oldum

Nasıl deli gibi bir gün geçirdim anlatamam. Gündemimiz yükseklisans yine malum. Tüm gün koşuşturdum evrakları tamamlamak için. Önce bankaya harç paramı yatırmaya gittim. Becerip bir türlü alamadılar sistemde gözükmüyor diye. Öğrenci işlerini arıyorum onlar biz görüyoruz onlarda görür diyor. Kaç kez gittim geldim beceremediler. En sonunda başka bir şubesini aradım ilgili bankanın. Dedim böyle böyle bir de siz bakın. Dediler gelin buradan biz yardımcı olalım. 
Öğleden önce şu banka işini halletmeye çalıştım ama yapamadım. Öğleden sonra işten tüm gün izin aldım, sağ olsunlar çok yardımcı oldular. Yiğidi öldür hakkını yeme hesabı. 
Neyse gittim koştur koştur yatırdım harcı, evrakları teslim edeceğim; 'adli sicil kaydınızın süresi dolmuş geçersiz bu artık' demezler mi?! Ne biliyim ben yazmıyor ki üzerinde şu kadar geçerlilik süresi vardır diye, onlarda evrak isterken güncel olsun falan dememişler ki... Ama kabul ettiremedim tabi ki bir daha döndüm adli sicil kaydı aldım geldim. Tam dedim oh! bu sefer bitti, demezler mi sistem gitti diye. Alllaaaahhh'ım sana geliyorum yaaaa Rabbim moduna girdim.
Ben işler bir an önce bitsin şubeye yetişeyim dedikçe hepten sarpa sardı anlayacağın. Çok şükür sonu güzel bitti ama.
Kaydım nihayetinde onaylandı. Şubeme geldiğimde mesai saatim bitmişti bile. Neyse ki onlarda anlayışla karşıladı da problem olmadı. Ben de onların bu jestine bir jestle karşılık veriyim dedim. Pasta aldım onlara iş sonrası düşen kan şekerine birebir ne de olsa.
Nereden bakarsam bakıyım bu yükseklisans işi 3.000 TL ' ye patladı bana. Allah'tan bu ay hem maaş hem ikramiye alıyoruz da toparlıyorum durumu. 
Bundan sonra hem yükseklisans hem öğrenim kredisi dört bir yanımı saracak gibi. Gider bütçesi yapmam şart oldu artık.
Sonuç itibariyle bir insanın her işi mi olaylı olur diyorum kendime??!!! Hiç bir zaman şöyle sakin uslu başlı bir işim olmadı. Hep böyle bir vukuat bir vukuat. Karadenizli olduğumdan galiba sürekli haa uşak haaa modundayım. (:
Çook yoruldum bugün ama değdi. Hem 1 kilo vermişimdir inanın hem de çok şükür başardım sonunda kayıt olmayı. Bundan sonrası da güzel olur inşallah...

20 Eylül 2010 Pazartesi

Bu Bi' Mucize

Hani insanın hayatında her şey üst üste gelir ya o süreci birebir yaşıyorum şuan hem de pozitif olarak. (: Mucizelere inanan bir insanım cidden ya gülme bak. Bugün de bir mucizeye tanık oldum. Hani demiştim ya yükseklisansa başvurdum bin bir zorlukla ama yeterli kontenjan olmadığı için bu sene ilgili program açılmayacakmış diye şu yazımda. Hıhhh! işte beyaz güvercinler sanırım yine işe yaradı. Onu da şu yazımda belirtmiştim hani.
Bu sabah işteyim malum hafta başı olduğu için deli gibi yoğunuz bir taraftan telefonum çalıyor. Lady Gaga & Akon 'Just Dance' eşliğinde bir yandan işlem alıyorum bir yandan telefonumun müziğiyle çaktırmadan dımm tısss dımm tıss moduna girmişim böyle. Telefon numarasına bi' baktım sabit hat. Allah Allah diyorum kim arar cebi sabit hattan, hangi akıllı? Bir iki derken sonunda dayanamadım açtım telefonu. 
Üniversiteden arıyorlarmış başvuru yapmıştınız ya hani yüksek lisans için hala geçerliyse kaydınızı onaylıyoruz, kabul edildiniz.
Ne, nasıl yani ama ama hani açılmayacaktı dememe fırsat bile olmadı lafı tıkadılar ağzıma açılıyor işte evraklarınızı hazırlayın getirin diye. O arada işteyim gelemem diyebildim o kadar. Ama içim içimi yiyor tabi ya gerçekse ya gerçekten açıldıysa program diye. Arıyorum arıyorum açmıyorlar internetten bakıyorum sayfa güncel değil. Bir yandan işlem geliyor deli gibi zaten. Çıldıracağım yani. Neyse sonuç itibariyle gerçekten yükseklisansa hak kazanmışııııımmmmmmmm (: Çok mutlu oldum çoook çünkü bir daha ALES'e girmek zorunda kalmayacağım. Hayatımdan bir sınavı çıkarmış oldum böylece en azından şimdilik. Gitti 1 kaldı 8236732312782723. 
Bu master sarhoşluğunu yaşarken pattt bir mail geldi iş yerimden de sınav için çağrılıyormuşum. Hem de daha 2 sene mi bile doldurmamışken kısmi terfi sınavı için çağırmışlar. Kısmi terfi çünkü hep diyorum ya özel sektör zor azizim hele de bir de bankacılık sektöründeysen diye. Öyle hop diye terfi etmiyorlar adamı önce kıdem artırma alıyorsun, kıdemlerini tamamlayınca bir üst kademe olarak terfi alıyorsun tabi onun içinde ayriyeten sınava giriyorsun. Hayatın sınav yani.
Hem çok mutluyum ama bir taraftan da tırsak tırsak modundayım. 80 kuşağı bilir He-man ve onun sevimli kaplanı Titrek'i. Ben tam bir Titrek'im işte. (:
Baksan  He-man'ın 'Gölgelerin gücü adınaaa güç bende artık' dedikten sonraki Atılgana dönmüş Titrek sanırsın beni ama ben bildiğin Titrek'im ya. Gölgelerin gücünden önceki Titrek. (:
Öyle işte çalışkan değilimdir ben hem de hiç. Okulu nasıl bitirdim işe nasıl girdim hala şoktayım zaten. Bir de hem çalışırken hem okumak nasıl olur bilmem diyeceğim ama yalan, okurken de çalışırdım ben zaten. (:
Yine de hayırlısıyla elime yüzüme bulaştırmadan hepsinin hakkından gelirim inşallah...

Günün dersi: Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler ...

 Sadece biraz sabır sanırım. (:


16 Eylül 2010 Perşembe

Bir Maruzatım Olacaktı !!!

Offf! iş hayatı zor be azizim zor. Öğrencilik boyunca sürdürdüğün saltanatı alıveriyor özel sektör elinden. Çalışacaksan da ohhh misler gibi kamuda çalışacaksın. Memur olarak göçüp gideceksin şu hayattan azıcık aşım kaygısız başım modunda. (:
Yılsonu geldi artık, tayinler-terfiler falan herkes patlatır bir şeyler diye düşündüm veeeeeee gittim "Tayin olmak istiyorum" dedim birden müdüre. İnsan bir ön hazırlık konuşması vs. vs. bişey yapar ortamı hazırlar di' mi yok ben bildiğin bodoslama daldım mevzuya.

- Tııkkk tıkkkk! Müsait misiniz müdür bey?
- Gel bakalım Medanşeri
- Müsaitseniz eğer benim bir maruzaaatım olacaktı.
- Buyur.
- Malumunuz yıl sonu geliyor ya hani artık ( ne alakaysa ) ben tayinimi istesem diyorum. Siz ne dersiniz?
- İste bakalım, yaz dilekçeni getir.
* Höööyyytttt, nasıl yani dilekçe derken ben şeyy ımmm daha önce hiç yazmadım ki nasıl olceekkk acepp ??!! ( tam rezilim yaaaa... )
- Sen dilekçeni yaz getir işte böyle böyle diye bakalım sonra tamam?
- İyi peki tamam olsun :/

Müdür bey o kadar emin ki becerip bir dilekçe yazamayacağımdan sanırım hiç itiraz etmedi çünkü tayin konusunda. Biraz internetten araştırayım dedim yok anacım yok, aradığım hiçbir haltı bulamıyorum şu nette sinir oluyorum hep. :(
Acaba resmi bir şeyler mi yazsam yoksa duygusal mı bilemedim. Bana kalsa direkt "Böhüüüüüüüü acıyın bana apiler aplalarrr noluyyyy noluyyyy tayinim çıksınnn noluyyyy" modunda yazacağım dilekçeyi. 
Bana bir tayin verenin Allah yardımcısı osssuuunnn, Allllaaahh sevdiiinnee gavuştursuunnnn, Allah muradınııı vessiiiinnn, Allaaahh tuttuuunuu altınn edivesssiinn yazıp dilenci moduna da giriverebilirim yani anında bilemiyorum.
İlla şu şu sebeplerden dolayı tayinimi istiyorum diye belirtmek zorunda mıyım ki, sadece şunca zamandır sizinle çalışıyorum stop. Tayinimi istiyorum stop. Vermeyeeeeennniiiiinnnnnnnn stop. yazsam kabul görmez mi ki acaba? :/
Hiç umudum yok yaaa, eskiden yani çocukken bir şey imkansızda olsa isterdim, çaba sarf ederdim, olsa mutluluktan çılgına dönerdim ama olmasa da en azından elimden geleni yaptım demenin gururunu yaşardım. Şimdi ise öyle mi, büyüdükçe daha da rasyonalist oldum maalesef. Hayatım evet ile hayır, siyah ile beyaz arasında sıkışıp kaldı.
İtiraf ediyorum tayinimi de sırf istemiş olmak için istiyorum zaten, ilerisini düşünemiyorum bile. Ne olur ne biter, tayinim nereye çıkar, orada beni kimler, neler bekliyor olur hiç merak etmiyorum. Eskiden olsa şimdiden hayal kurmaya başlamıştım bile.
Donuk, ruhsuz, otomat bir varlığa dönüştüm iyice. Tatil şart, yüzmek deli gibi yüzmek şart. ( Çünkü iyi bir yüzücü değilim maalesef deli gibi yüzebiliyorum anca, olsun ya güneşlensem de yeter bana, ayağım kumsala değse de yetebilir belki bilemiyorum. )
Uykum geldi şimdi uyumak deli gibi uyumak istiyorum. ( Bak işte bu konuda çok iyiyimdir ama, çok iyi bir yüzücü olmasam da dehşet iyi uyurum üstüme tanımam. )
Amann! millet bir güzel uyutur ben de öyle saf saf uyurum işte. :/ Yine depreştim ben.
Hadi sağlıcakla kalın blogcanlar. (:

diye karalamıştım bir kenara geçtiğimiz kasım-aralık aylarında... (: Peki tüm bu karamsarlığın üstüne şimdi ne mi oldu? Çok şükür yaklaşık 4 aydır istediğim şubede çalışıyorum ama dedim ya iş hayatı zor hele bir de özel sektördeysen diye... Anlayacağın müşterilerin derdi tasası bitmedikçe seninkiler de bitmiyor azizim bitmiyooorrr.... Yine de şükrediyoruz tabi ki bugünümüze (:

12 Eylül 2010 Pazar

PARADOKS DERKEN ???!!!

Tarih birçok paradoksa tanık oldu bugüne kadar.  Socrates'in meşhur '' Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.'' veya kendi de bir Giritli olan Epimenides'in ''Bütün Giritliler yalancıdır.'' paradoksları günümüzde en bilindik paradokslardan kabul edilmektedirler.
Bunun yanın sıra paradoks kavramını anlamak için çok da uzağa gitmeye hiç mi hiç gerek yok. 
Çocukken alt kat komşumuz Fatma Teyze vardı ki herkesin hayatında eminim meşhur bir Ayşe yada Fatma Teyzesi olmuştur. Beni her gördüğünde '' Anneni mi yoksa babanı mı daha çok seviyorsun?'' diye sorardı. Al işte hayatımın paradoksuydu bu cümle. 
Allah'ım nasıl cevap vermeliyim diye düşünürdüm. Şöyle ki 5-6 yaşlarında ben ve düşün taşın problemim:
"Annem desem yokk yoookk ennn sıfatını hak etmiyor gibi. Çünkü sabahtan akşama kadar birlikteyiz ve hiç yaramazlık yapmamıza izin vermiyor. Sürekli şişştt, dur, yapma, etme ünlemleri aracılığıyla iletişim kuruyoruz ama babam öyle mi, zaten akşamları birkaç saat görüyorum, sürekli işte. İş için şehir dışında geçirdiği zamanı da sayarsak bize çok az eşlik ediyor ve bu minimum zamandan maksimum fayda sağlamamız için bize hep iyi hatta çok iyi davranıyor. (Bir dediğimiz iki olmadı gerçekten hiçbir zaman. Hatta annem bizi babama şikayet ettiğinde ''Yok onlar öyle yapmazlar'' diyerek hep savunmamızı da yapardı. Babamı görünce iyice şımarırdık zaten.)  Sonra hep oyuncak, çikolata falan da alır. Yani eennn sıfatını alması gereken biri varsa o babam olmalı. Ama amaaa ya annem. Yazık kadıncağıza sabahtan akşama kadar bizimle uğraşıyor, temizlikti, yemekti, zarttu zurttu hep o ilgileniyor. O da haklı, enn sıfatını babama vererek anneme haksızlık etmemeliyim. Ya n'apcam ben şimdi EVET mi HAYIR mı ANNEM mi BABAM mı? En iyisi bu sorudan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyım. Napsaamm napppsaammm... Buldum en iyisi ağlamalıyım."
Ve birkaç dk. sonra .....
Eeeeee öööhüüü  ööhüüü ıngaaa mınngaaa  :((((((((((
Aferin kızım sana işte annemin sesi duyuldu. ''Medanşeriii niye ağlıyorsun? Hadi gel kızım eve gidiyoruz. !!!! ''
Ve birkaç dk. daha sonra sevinç gözyaşlarımı dökmeye başlıyorum. Zafer benim!!! Hem Fatma Teyze'nin sorduğu soruya cevap vermekten kurtuldum, objektifliğimi bozmadım hem de ağlayarak yeni bir istekte bulunmak için annemin ilgisini çekmeyi başardım.
Ahhhh ahhh hey gidi çocukluk işte. Bu paradokslarla neden bu kadar erken yaşta tanışmak zorunda kalıyoruz ki. Bir de böyle sevimli sevimli gelip  ' Sen kimin kızısın? Benim mi babanın mı?'' diye sormazlar mıydı?! Resmen aile katliamı çıkartırlar bu büyükler. Sözde ne masumane bir soru ama özde kan çıkartır maazallah. (:
Çocuklara böyle sorular sormayın ya, böyle ikilemlere sokmayın. Psikolojilerini bozmayın çocukların. Lütfen ama hem bakın bana ben hiç öyle şeyler yapıyor muyum? 4 tane yeğenim var. Bir kez olsun 'Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?' diye sormuşluğum yoktur. Böyle boş işlerle uğraşmam direk olarak ' Ben mi diğerleri mi? Çabuk söyle'  diye soruyorum. Ahahahaaa tamam sustum, hem ne demiştim. Benim dediğimi yapın ama yaptığımı yapmayın. Demediysem de şimdi demiş oldum. ((:
Hadi Medanşeri kaçar ....
Kaçmadan önce çabuk cevap ver.... Benim blog mu diğerlerinin bloglarımı???!!!! (((:

9 Eylül 2010 Perşembe

HUMTY-DUMTY

Herşey Dumty'nin Humty'i ziyarete gelmesiyle başladı. Bu Humty Dumty var ya tam evlere şenlik zaten. Ne zaman bir araya gelseler yer yerinden oynuyor.
Dumty ödevini yapmak için Humty'nin emektar bilgisayarını kullanıyordu ve nasıl becerdiyse bilgisayara virüs bulaştırdı. Humty ise o kadar güvenli bir net kullanıcısı ki tenezzül edip bir virüs programı bile kullanmıyor. Dumty pişman oldu ve ertesi gün birlikte bilgisayarcıya gidip format attırmaya karar verdiler.
Bunların bir hayali var. Birlikte bu yaz 5 yıldızlı bir otele tatile gitmek istiyorlar bir haftalığına. O yüzden para biriktirmek şart şimdiden, önce gidip bankaya hesap açtırmaları gerek tasarruflarını güvenli bir şekilde değerlendirmek için. Bilgisayarcı da bankanın hemen yakınında zaten. Humty'nin de bankayla arası iyi sözde torpil yaptırıp işlemine öncelik verdiriyor ama verdirmese daha erken biterdi.
Dumty böyle işveli cilveli çok fena bir şey, Humty de tam tersi kazulet bildiğin kazulet. Onların ki zıt kutupların ortak paydada buluşması. Bilgisayarcıdan içeri girdikleri an başlarına neler geleceğini tahmin ettiler az çok aslında. Çünkü bilgisayarcıyı kendini affettirmek isteyen Dumty bulmuştu ve Humty bu konuda Dumty'e hiç mi hiç güvenmiyordu. Havalar da nasıl sıcak nasıl sıcak malumunuz. Bunlar bir girdiler bilgisayarcıdan Allaaahhh'ım mağaza sakinleri uzanmışlar kanepeye yatıyorlar. Bunlar çaktırmadan Gerçek Kötülerin Köpeği MUTTLEY gibi başladılar kıs kıs gülmeye bu manzara karşısında.
Bizimkiler içeri girince hemen toparlandı mağaza sakinleri. Anlattı bizimkiler dertlerini. Hallederiz dedi mağaza sakinleri ama uzun sürer çünkü hazır fırsat bu fırsat hem PC'e, hem foto makinelerine, flash disklere hem de virüsün asıl kaynağı MP3'lere format attıralım demişti bizimkiler.
O sıra Humty'nin başka işleri de vardı halletmesi gereken ve Dumty'i orada bırakarak işlerini halletmek üzere ayrıldı oradan ama aklı Dumty de tabi. Onun güvenilir bir yerde olup olmadığından emin değil gördükleri o manzaradan sonra. Bir de genç genç uşaklar var içeride bir başına Dumty n'apsın onlarla?! 
Yaklaşık 1 saat sonra geldi Humty tekrar ama nasıl susamış. İçeri girer girmez 'Uuuu neneeemmm çok susadım!!!' modunda. Dumty diyor ki benim çantamda su var, yok onu içmem ısınmıştır o diyor. Eeee! Bunu duyan mağaza sakinleri aralarında hemen bir iki fiskostan sonra ellerinde kolalarla geri geliyorlar hem de bardakta. Buyurun efendim ikramımız modundalar. Bizimkiler şokta tabi. Dumty "O kadar yüksek sesle susadım dersen olacağı bu." diyor. E! O zaman su getirsinler neden kola?
Saf Dumty bir ara tutturdu acaba biraz içsek mi ayıp oldu o kadar getirdiler. Humty alttan alttan Dumty'e tehdit yağdırıyor o ara. 'Hayır, gebertirim bak seni sakın içme' 
Sıra hesaplaşmaya geliyor. Mağaza sakinleri sadece PC formattan 20 TL alıyor. Diğer foto makineleri, MP3'ler, flash diskler bizden olsun diyorlar. Bizimkiler de bir daha girmeyecekleri için bu bilgisayarcıdan içeri kısa günün karı deyip 20 TL'ye kapatıyorlar hesabı.
Uzun ve tedirgin bir bekleyişten sonra bunlar virüslerinden tamamen arınmış bir şekilde bilgisayarcıdan ayrılıyor.
Eve dönüş yolunda Humty'nin balıklarına motor alalım diyorlar akvaryum için ve bir petshopa giriyorlar ama ne giriş. Fışır fışır Dumty formundaydı o gün, dedim ya Humty zaten tam bir kazulet. Balıkçı buna motor 100 TL de dese 15 TL de dese hemen cebinden çıkarır verir. Tenezzül edip adamla tek kelime çene çalmaz. Lakin Dumty hemen pazarlık moduna girdi. Bunlar sözde akvaryum için motor almaya girmişlerdi. Dumty bir işve bir cilve şu kaça bu kaça derken petshoptan çıkarken yanlarında bir akvaryum motoru, 5 tane ciklet balığı, yem ve akvaryum için taşlar vardı. O ana kadar neler konuşulduğunu yazsam destan olur ama en son kasadalar ve Dumty son bir hamleyle şu cümleleri kuruyor.
- En son kaça olur şimdi bunların hepsi?
- Aaaa! Olmaz in in daha in hem pazarlık SÜNNETtendir. (:
O an işte tam anlamıyla bir 'o an'dı. Artık Humty tamamen kopmuştu. Tüm gün boyunca gülmemek için kendini MUTTLEY 2 yapmışken bu cümle ile her şeyi koy vermişlerdi. (:
- Hadi çıkalım artık ne de olsa ticarette sünnettendir deyip ikilinin muhabbetine noktayı koyup kötü kadın Neriman edasıyla ayırmıştı bunları Humty. 



Bu arada bayram olduğu için tertemiz, bonbon görünümlü akvaryumuyla Humty çok güzel gözüküyor di' mi? (:

GIMIZIMOMOL'a bayram hediyesi (: